Hatta, hayatlarımızın anlamlılığı kendi ölümümüz ve kendi bakış açılarından hayatlarının anlamlı olduğunu düşünen dünyalıların ölümleri yüzünden şüpheli bir hale gelir.
Örneğin, kişinin hayatı, ailesi ve arkadaşlarıyla ilişkileri nedeniyle anlamlıysa, ölüm bu ilişkilerin devamına engel olarak anlamı da ortadan kaldırır. Benzer bir biçimde gençlere eğitim vermek, hastaları iyileştirmek, sanatsal açıdan yaratıcı olmak ya da bilimsel gelişmelere katkıda bulunmak gibi eylemler sonucu ortaya çıkan anlam, eylemleri gerçekleştiren kişiler öldükten sonra doğal olarak devam edemez. Kişinin hayatı boyunca yarattığı anlam bir süre hayatta kalanların hatıralarında ya da anlamın onlar üzerindeki etkisinde varlığını sürdürebilir. Fakat zaman içinde o insanlar da ölür, geriye kalan anlam giderek silikleşir ve sonunda yok olur. En geniş etki alanı olan dünyevi anlam bile nihayetinde yok olacaktır. Yaratıldıktan yok olana kadar geçen süre değişebilir fakat sonuç, en azından insanın bir gün nesli tükeneceği için, değişmez.
En azından bazı açılardan ölümün dünyevi anlamları artırdığı durumlar tabii ki vardır. Bunlar kişinin (kutsal) bir dava uğruna öldüğü ve hayatıyla ödediği bedelin davaya katkıda bulunduğu durumlardır. Köleliği kaldırmak için mücadele eden ve şehit olan John Brown idam edilmeden önce söylediği şu sözlerle bu değerlendirmeyi kendi ölümü için yapmış gibidir: "Asılmam her türlü eylemden daha kıymetlidir."2 Çok sayıda yoldaşının hayatını kurtarmak için kendini feda eden askerlerin de ölümleriyle hayatlarına anlam kazandırdıkları söylenebilir.