Taha EKŞİOĞLU

Taha EKŞİOĞLU
@Scapegoatt
Dijital Arşiv.
David Benatar
Birçok insana göre, sizi kötü hissettirmese bile eşinizin kaçamakları sizin için kötüdür. Bunu kabul edersek belki de ölüm, ölen kişiye kendini kötü hissettirmese bile onun için kötü olduğunu söyleyebiliriz. Bazı hazcılar eşin ihaneti durumunda ihaneti öğrenip olumsuz duygular hissetme ihtimaliniz olduğunu (şu anda durum böyle olmasa bile) fakat ölüm söz konusu olduğunda ölümden sonra olumsuz hisler taşımanızın imkansız olduğunu söyleyerek itirazlarını dile getirmek isteyebilirler. Hazcılığı eleştirenler ise kişiye kötü hisler yaşatamayacak kötü şeylerle ilgili örnekler verebileceğimizi söyler. Savaşta ölümcül bir şekilde yaralanmışsınızdır ve siz savaş meydanında ölmek üzereyken, eşiniz binlerce kilometre uzakta en yakın arkadaşınızla seks yapıyordur. (Hayal gücü zengin olup da anında iletişim sağlayan araçlarını, kısa mesajları düşünenler, olayın 18. yüzyılda, iletişimin zor olduğu bir dönemde geçtiğini düşünebilir.) Tabii hazcıların bu örneğe de göğüs gererek eğer hiçbir zaman öğrenmeyeceksen eşinin ihanetinin senin için kötü olabileceğini inkar edebilirler. Bu pozisyondan tuhaf çıkarımlar yapılabilir. Eşinizin ihanetini öğrendiğiniz bir senaryoyu düşünün. Eşinize yapacağınız temel suçlama nedir? (a) Eşinizin size ihanet etmesi mi yoksa (b) yeterince dikkatli olmadığı için ihaneti öğrenmiş olmanız mı? İlki kulağa daha makul geliyor fakat her itirazı karşılamaya çalışan hazcı için asıl kötü olan ihanet değil, ihanetin açığa çıkmasıdır. İhanet ve ihanetin daha iyi saklanması sizin için kötü olmazdı. Thomas Nagel de benzer bir noktaya değiniyor: "Doğal görüş aldatılmak kötü olduğu için aldatılmanın ortaya çıkması bizi mutsuz eder şeklindedir - aldatılmanın ortaya çıkması kötü olduğu için mutsuz olmayız ve aldatılmak bu yüzden kötü değildir."
Felsefe
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
David Benatar
Hatta, hayatlarımızın anlamlılığı kendi ölümümüz ve kendi bakış açılarından hayatlarının anlamlı olduğunu düşünen dünyalıların ölümleri yüzünden şüpheli bir hale gelir. Örneğin, kişinin hayatı, ailesi ve arkadaşlarıyla ilişkileri nedeniyle anlamlıysa, ölüm bu ilişkilerin devamına engel olarak anlamı da ortadan kaldırır. Benzer bir biçimde gençlere eğitim vermek, hastaları iyileştirmek, sanatsal açıdan yaratıcı olmak ya da bilimsel gelişmelere katkıda bulunmak gibi eylemler sonucu ortaya çıkan anlam, eylemleri gerçekleştiren kişiler öldükten sonra doğal olarak devam edemez. Kişinin hayatı boyunca yarattığı anlam bir süre hayatta kalanların hatıralarında ya da anlamın onlar üzerindeki etkisinde varlığını sürdürebilir. Fakat zaman içinde o insanlar da ölür, geriye kalan anlam giderek silikleşir ve sonunda yok olur. En geniş etki alanı olan dünyevi anlam bile nihayetinde yok olacaktır. Yaratıldıktan yok olana kadar geçen süre değişebilir fakat sonuç, en azından insanın bir gün nesli tükeneceği için, değişmez. En azından bazı açılardan ölümün dünyevi anlamları artırdığı durumlar tabii ki vardır. Bunlar kişinin (kutsal) bir dava uğruna öldüğü ve hayatıyla ödediği bedelin davaya katkıda bulunduğu durumlardır. Köleliği kaldırmak için mücadele eden ve şehit olan John Brown idam edilmeden önce söylediği şu sözlerle bu değerlendirmeyi kendi ölümü için yapmış gibidir: "Asılmam her türlü eylemden daha kıymetlidir."2 Çok sayıda yoldaşının hayatını kurtarmak için kendini feda eden askerlerin de ölümleriyle hayatlarına anlam kazandırdıkları söylenebilir.
Felsefe
David Benatar
Gerçekleşen bazı arzuların bizi düşündüğümüzden daha az tatmin ettiğini fark edebiliriz. Kişi belli bir işe girmek ya da belli bir kişiyle evlenmek ister fakat hedefine ulaştıktan sonra işin düşündüğü kadar ilginç olmadığını, eşin de düşündüğünden çok daha sinir bozucu olduğunu öğrenebilir. Ulaşılan hedefler tam olarak beklendiği gibi çıktığında bile tatmin duygusu genellikle geçicidir ve tatmin edilen arzular yerlerini yenilerine bırakır. Bazen yeni arzular eskilerinin aynısıdır. Örneğin, kişi doyana kadar yemek yer, zaman geçer ve gene acıkır. "Arzular çarkı" başka bir şekilde de çalışır. Kişi daha alt seviye arzularını tatmin edebildiği sürece yeni ve ulaşılması daha zor bir seviyedeki arzular duyar. Dolayısıyla kendi temel ihtiyaçlarını karşılayamayanlar zamanlarını bunları karşılamaya uğraşarak harcarlar. Tekrar eden temel ihtiyaçlarını karşılayabilenler Abraham Maslow'un "yüksek memnuniyetsizlik"39 adını verdiği duruma düşerler. O seviyedeki arzular tatmin edildiğinde yeni arzular daha yüksek bir seviyede baş gösterir. Sonuç olarak hayat devamlı bir mücadele halidir. Bazen mücadeleler ertelenebilir ama ancak hayat sona erdiğinde biterler. Ayrıca, zaten anlaşılacağı üzere mücadele, kötü şeylerden sakınmak ve iyi şeyler edinmek amacıyla edilir. Üstelik bazı iyi şeyler sadece kötü şeylerden geçici bir rahatlama sağlamaya yarar. Örneğin kişi karnını doyurur ya da susuzluğunu giderir. Kötü şeylerin hiçbir çaba göstermemize gerek kalmadan kendiliğinden geldiğini fakat onlardan kaçınmak ve iyi şeyler edinmek için çaba göstermemiz gerektiğini fark etmişsinizdir. Örneğin cehalet gayret gerektirmez fakat bilgi edinmek için genellikle çok çalışırız.
Felsefe
David Benatar
Her birinin ne kadar dehşet verici olduğu tek tek anlatılabilir fakat örnek olarak tecavüzü düşünelim. Tecavüz, mağduru bedensel hakları ihlal edilmeden önce ve sonra dehşete düşürür. Morarma ve yırtılma da dahil olmak üzere fiziksel yaralanmalar saldırının sık görülen sonuçlarındandır. Hiddet, utanç, özdeğer kaybı ve yakın ilişkiler kurmakta zorluk gibi psikolojik etkiler ömür boyu sürebilir. Mağdur, doğurganlık yaşında bir kadınsa saldırı hamilelikle sonuçlanabilir. Kürtaja ücretsiz bir şekilde ulaşılabilse de hamileliği sonlandırmak kişide psikolojik travma yaratabilir. Hamileliği sonlandırmayıp doğum yapmak psikolojik açıdan daha da ağır sonuçlara yol açabilir. Tecavüz mağdurları saldırganlarından cinsel yolla bulaşan hastalıklar da kapabilirler. Bu hastalıkların birçok zararlı fiziksel etkisi olduğu gibi, psikolojik travmaya da neden olurlar. Hayatta İyiden Çok Kötü Olmasının Nedeni İyimserciler büyük ihtimalle bunun tek taraflı bir görüş olduğunu—hayatta sadece kötünün değil iyinin de yer aldığını öne süreceklerdir. Hayatlar genellikle katıksız bir şekilde kötü olmasa da en şanslı insanların bile hayatında iyiden çok daha fazla kötü var. Şanssız olanlar içinse durum daha da kötü ve hayatlarında neredeyse hiçbir şey yolunda gitmiyor. Hayatlarımız iyiden çok daha fazla kötü içeriyor. Bunun nedeni kısmen kötü şeylerle iyi şeyler arasındaki ampirik farklar. Örneğin, en yoğun hazlar kısa ömürlüdür fakat en ağır acılar çok daha uzun sürebilir. Mesela orgazmlar kısa sürer. Gastronomik hazlar biraz daha fazla sürse de iyi yemeğin hazzı da en fazla birkaç saat sürebilir. Yoğun ağrılar, günler, aylar ve yıllarca sürebilir. Gerçekten de hazlar—sadece en yücesi değil—acılardan daha az ömürlüdür. Kronik ağrı çok yaygındır fakat kronik haz diye bir şey yoktur. Bazı
Felsefe
David Benatar
Çünkü adaptasyon ve karşılaştırma iyimsercilik yanlılığının arka planında çalışan mekanizmalar. İyimsercilik yanlılığını ılımlı hale getiriyor olabilirler ama ortadan kaldırmıyorlar. Dahası, bu diğer özelliklerin tezahüründe de iyimsercilik yanlılığı var. Örneğin, kendimizi bizden iyi durumda olanlarla karşılaştırmaktansa kötü durumda olanlarla karşılaştırma eğilimindeyiz.13 Bu nedenlerle bu üç özelliğin net etkisi yaşam kalitemizi olduğundan yüksek algılamamız. İnsanların bu psikolojik özellikleriyle ilgili çok sayıda kanıt var. Bu her insanın yaşam kalitesini olduğundan yüksek algıladığı anlamına gelmez. Kanıtlar bu olgunun yaygın olduğunu gösterir -evrensel olduğunu değil. Bazı insanlar yaşam kaliteleri hakkında doğru değerlendirme yaparlar fakat bu insanlar azınlıkta ve büyük ihtimalle insan hayatı hakkında benim tatsız görüşüme karşı çıkmayacaklardır.
Felsefe