Bir annenin evladı için duyduğu endişenin bir rengi olsaydı, o renk tüm dünyayı endişeye boyamaya yeterdi. Evlat için hissedilen endişenin tek şifası ise ancak Allah'tandır.
"Dinin ontolojik zemini gaybtır.
Epistemolojik imkanı da haberdir.
Biz hakikatten haberdâr olabiliriz.
Hakikat sadece Allah'a mahsustur."
Kasım Küçükalp
Bir yola çıktığımızda o yolun girdisiyle çıktısı aynı olmaz. Yol, insanı terbiye ettiği gibi imtihan da eder. İnişli çıkışlı yol alınırken varılan noktada temsil ettiğimiz şey nedir?
Yaklaşık 1400 yıl öncesi...
Fil Vak'asından sonra, Mekke'nin önemi ve Kâbe'nin kutsiyeti artar. Birçok çevreden topluluklar, özellikle de ticaret için, Mekke'ye gelirler. Bu gelen topluluklar arasında Habeşistan'dan gelenler de vardır.
Habeşistan'dan gelenler içinde bir cariye Abdülmuttalib tarafından satın alınır.
Abdülmuttalib vefat ettikten sonra bu cariye oğlu Abdullah'a kalır. Çünkü o dönemde köleler ve cariyeler miras kalırdı.
İsmi Ümmü Eymen olan bu cariye ileride Allah Resûlü'nün dadısı olacağından ve daha dünyadayken cennetle müjdeleneceğinden habersiz bir şekilde Mekke'ye ayak basmıştı.
Allah Resûlü Ümmü Eymen için "annemden sonra annem" diyerek ona olan sevgisini dile getirmiştir. Ümmü Eymen de bir kadındaki şefkatin zirveye ulaştığı anne şefkatiyle, Allah Resûlü'nün üzerine adeta çiçek gibi titremiştir.
Ümmü Eymen Uhud, Hayber ve Huneyn gazvelerine katılma şerefine de nâil olmuştur.
Ümmü Eymen (r.a.) yolculuğunun başında bir cariye iken bu yolculuğun sonlarına doğru cennetle müjdelenen kadınlardan biri olmuştur.
Yol, yolculuk, yolcu ve menzil arasında bir güzergahta yükselişin hikayesidir Ümmü Eymen.
Allah kendisinden razı olsun.