Akıl, hikmetin yabancısı değil, yoldaşı ve taşıyıcısıdır. İslam düşünce geleneği bu birlikteliği ve yoldaşlığı ortaya koyan muazzam bir külliyat üretmiştir.
Düşünmek, her tür kâr-zarar ve fayda mülahazasından önce, insanın kendini gerçekleştirmesi için gereklidir.
Felsefî anlamda "kendinde şey"i yok eden ve her şeyi metalaştıran bir dünyada iyinin, doğrunun, güzelin, inancın, sevginin ve dostluğun yaşaması imkansızdır.
Hikmetin temeli "neden" sorusunu cevaplamak olduğundan, hikemi bilgi bize eşyanın fizikî/zahirî özellillerini değil, aslî mahiyetini ve sebebini açıklar.
Bu "açıklama" aynı zamanda bir aydınlanmadır.