Saat kaç olursa olsun beni arayabilirsin, ancak efendin olmam artık. Mesaj atabilirsin, susma hakkımı kullanırım. Eskisi kadar katı değilim. Karşıma çıkabilirsin elbette. Sanki daha evvel seninle bir gönül bağım olmamış gibi burnumun dikine yürürüm, sen üzülürsün... Ağlayabilirsin, bunu benim senin yüzünden olan hayata küskünlüğüme sayarsın. Ben halden falan da anlamam artık, içebilirsin de… İşte o zaman bana gelme..Yaralarımı saran insanlar lazım bana.. Bir yara daha açan değil... Biz seninle olsak olsak, mahalleye falan rezil oluruz. İyisi mi, sen otur, ağla, düşün, üzül, sigaranı yak. Ben artık, uyursam geçer cinstenim… Benim seninle olan davam bitti. Benim sen diye bağıran bir yanım yok artık.. Seninle gülünmez, ağlanmaz, bir yolda yürünmez.. Sen verilmiş her emeğin ziyan oluşuna şahit.. Bu yazdıklarımı bir gün gel, yüzün tutarsa beraber okuruz. Bir ihtimal varsa bile ben yokum artık.
-Bedran Bayran Karaşin
Kendi üzerimizde kullandığımız gücümüzün geliştirilmesiyle elde edilebilecek en güzel sonuçlardan biri, çabaların her gün tekrarlanmasını cesurca kabullenmektir.
Sen artık bu kitapta:
Noktaları, virgülleri, satırları taşımıyorsun.
Sen artık bu kitapta:
Koşmuyor, bağırmıyor, alnını kaşımıyorsun.
Sen artık bu kitapta yaşamıyorsun. Nazım Hikmet Ran