Adem'dim ben ve uzaklık, yeryüzü cennetimdi benim
Ne gereği vardı ağaca doğru yürümenin?
Ne gereği vardı elimi meyvaya doğru uzatmanın?
Ne gereği vardı o akkor yıldıza yaklaşmanın?
Merak ediyordum, insanların böyle olup olmadığını ve onları mutlu eden şeyin bu olup olmadığını merak ediyorum. Bilmiyorum işte... Acaba geceleri rahat uyuyorlar mı, sabahları dinç uyanıyorlar mı? Nasıl rüyalar görüyorlar?Yolda yürürken ne düşünüyorlar?
Yine de durum buysa buna nasıl tahammül ediyorlar? Her günü pes etmeden, umutsuzluğa kapılmadan, intihar etmeden, hatta siyaset tartışmaya devam ederek nasıl atlatıyorlar? Bu kadar katı egoist olabilirler mi? İşlerin böyle olması gerektiğinden o kadar eminler ki kendilerinden bir kez bile şüphe duymuyorlar mı?