E. Sedrettin Hintbahar

E. Sedrettin Hintbahar
@Sedrettin
Emekli
İzmir Buca Eğitim Enstitüsü -Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü - 2. sınıf terk /1980. ( Bölümünü beğenmemekten değil; aksine çok seviyor olmasına rağmen, maddi koşulların dayatması nedeniyle bir terk ediş.) AÖF lisans
İzmir
35 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
UÇAK PERSONELİNİN BAŞARISI
Bir uçak yolculuğu esnasında beyaz bir kadın ile zenci bir adam yan yana oturmaktaydılar. Beyaz kadın bu durumdan rahatsız olmuştu; hostesten kendisine başka bir yer bulmasını istedi. Zenci birinin yanında oturamazdı. Hostes, uçağın tamamen dolu olduğunu; ancak VIP bölümünde yer olup olmadığına bakacağını söyledi. Diğer yolcular olayı şaşkınlık ve tiksinti dolu bakışlarla izliyorlardı; kadın, yaptığı saygısızlık yetmezmiş gibi bir de VIP bölümünde yolculuğuna devam edecekti. Teninin renginden dolayı kendine hakaret edilen adam ise suskundu, cevap vermemeyi tercih etmişti. Kadın ise zenci adamdan uzakta VIP bölümünde seyahat edeceğini düşünerek hostesin dönmesini bekliyordu. Hostes birkaç dakika sonra geri geldi: “Geciktiğim için çok özür dilerim; neyse ki VIP bölümünde boş yer bulabildim. Bu yeri bulmak biraz zamanımı aldı, sonra yer değişikliği için pilottan izin almam gerekiyordu. ‘Hiç kimse sorun yaratan bir diğerinin yanında oturmak mecburiyetinde tutulamaz’ dedi ve bu izni verdi.” Diğer yolcular duyduklarına inanamıyorlardı, herkes şaşkındı. Bu sırada kadın da yüzünde mağrur bir ifadeyle yerinden kalkmaya hazırlandı. Aynı anda hostes, oturmakta olan zenciye dönerek: “Beyefendi, sizi uçağın VIP bölümündeki yeni yerinize götürmem için beni takip eder misiniz lütfen? Seyahat firmamız adına kaptan pilotumuz, böyle nahoş bir olay yaratan kimsenin yanında oturmak mecburiyetinde bırakıldığınız için sizden çok özür diliyor.” Tüm yolcular hep birlikte, bu olayı iyi bir biçimde sonuçlandıran uçak personelini alkışlayarak tebrik ettiler. O yıl, kaptan pilot ve hostes uçaktaki davranışlarından dolayı ödüllendirildiler. Aşağıdaki mesaj, personelin görebileceği şekilde sergilenmek üzere tüm ofislere gönderildi: “İnsanlar onlara ne söylediğinizi unutabilirler, insanlar onlara
İnsan
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bıçağı ele aldıklarında cerrahlar Çok dikkatli olmalılar; Çünkü, ince kesiklerinin altında Kımıldanır durur suçIu - Yaşam! Emily Dickinson
Felsefe-Düşünce
“Birçok insan hiç başarısızlığa uğramaz; çünkü, hiç denemez.” Norman Mac Ewan
Felsefe-Düşünce
Yaşlanıp saçların ağardığında, uyuklarken Ocağın başında, eline al bu kitabı Ve oku yavaş yavaş düşleyerek bir zamanki Yumuşak bakışlarını ve gölgelerinin tatlılığını. Kaç kişi senin o mutlu inceliğini sevmişti, Kaç kişi güzelliğini, yalan ya da doğru. Ama bir kişi senin o gezgin ruhunu Ve değişen yüzünün hüznünü sevdi. Şimdi eğil de korlaşmış kütüklere, Mırıldan biraz üzgün bir sesle, Aşk nasıl alıp başını dağlara gitti Ve gizledi yüzünü sayısız yıldızlarla diye. William Butler Yeats
Şiir
İstanbul, aşkı en iyi bilen şehirdir, kıyamete kadar ömür biçilmiş bir şehirken cengâver bir fani padişaha gönlünü kaptırmak nedir, hiçbiriniz bilemezsiniz! İstanbul, âşıkları bir annenin çocuklarını beslediği gibi besler, nöbet bekler onların başında, çünkü âşıklar ona en önemli vasiyetidir sevgilisinin! Uyandı İstanbul azılı bir Ekim sabahı çığlıklar atarak! İstanbul böyle büyük bir karmaşayla uyanırken ben her zamankinden çok daha suskundum; uyuşturucu gibi bir hasret olanca hızıyla devam ederken tüm hücrelerimi ele geçirmeye, uzandım kumdan yataklara, ellerimde kan kokan bir sevda susamışlığı ile... Kim dinlese duyardı elbette İstanbul’un Boğaz’ın kenarlarından durmadan fısıldadığı masalları, rüzgârla düet yaparak söylediği şarkıları yalnızca duymak isteyenler duyardı. Konuşkan bir suskunluktu onunki de; anlaşılabilse, kuşkusuz, anlayana tüm evrenin sırrını anlatırdı. Uyandı İstanbul azılı bir Ekim sabahı çığlıklar atarak! Kim bilir kaç cinayet işlenirdi her Ekim İstanbul’un karanlık ve korkak arka sokaklarında, Ekim İstanbul’un en belalı ayıdır çünkü; öylesine zordur İstanbul’un arka sokaklarında Ekim’in orta yerinde yalnız kalmak, uykusuz kalmak, aşksız kalmak... Şizofreniye direnmek öylesine zordur! İstanbul: Sevda İmparatorluğu'nun başkenti... Kim bilir kaç yazara ve kaç şaire yardım ve yataklık etmişti yüzyıllar boyunca. Kim bilir kaç deli divane âşığı bir annenin yavrusunu sakladığı gibi saklamıştı. İstanbul, kaç sevgi katliamına tanık olduğunu kendisi bile unutmuştu ve kim bilir daha kaç karşılıksız aşk görecekti... Uzun geceler boyunca daha kim bilir kaç âşığa şizofreniyi öğretecekti!