Yıkıcı Küresellik, Şiddet ve Öfke Coğrafyası
E. Fuat Keyman
***************************************************************************
11 Eylül 2001 günü Dünya Ticaret Merkezi’ne ve Pentagon’a
çakılan uçaklar, Amerika’ya ve onun temsil ettiği neoliberal-yıkıcı
küreselleşmeye karşı yapılmış insanlık dışı bir terör eylemiydi. Eylem kendisini küresel kapitalizmin dünyanın büyük bir kısmında
yarattığı açlık, fakirlik, siyasi işgal, eşitsizlik gibi sorunlara karşı yapılmış bir eylem olarak meşrulaştırma gayretindeydi.
Dünya Ticaret Merkezi’nin yıkıcı küreselleşmeyi, Pentagon’un da işgalci küresel güvenlik olgusunu simgelemeleri, 11 Eylül terörizminin küreselleşmeye ve kozmopolitan modernliğe karşı bir mesaj içerdiğini ilk bakışta bize gösteriyor. Fakat, 11 Eylül’ün etkisi sonuçları açısından, belki de
eylemi hazırlayanların düşündüğünden çok daha güçlü oldu. 11 Eylül
uluslararası ilişkilerde devlet-merkezci siyasetin yeniden canlanmasına yol açtı; terörizme karşı savaş askeri düzeyi hukuki düzeyin önüne
getirdi; medeniyetler arası çatışma tezinin yeniden popülerleşmesine
ve dünya siyasetinin merkezine yerleşmesine neden oldu; demokrasinin küreselleşmesinden konuşulan geç-modern dünyada siyasetin dost-düşman eksenine indirgenme sürecini başlattı; risk, güvensizlik, belirsizlik duygularının yaşamın her alanında hissedilmesine neden oldu; güvenlik adına özgürlüklerimizden ve adalet duygularımızdan vazgeçmemizi isteyen yeni bir 'küresel risk toplumu'nun yaratılma sürecine çok ciddi bir katkıda bulundu.
Bu anlamda da, 11 Eylül terör eyleminden bugüne uluslararası
ilişkilerde yaşanan değişim ve dönüşümleri göz önüne aldığımız zaman görüyoruz ki, bir terör eyleminin sonuçları da kendisi kadar vahim olabiliyor. 11 Eylül’ü sadece bir terör eylemi olarak değil, daha da önemli