Evlerde kadınlar sonu gelmeyen nakarat halinde pahalılıktan şikayet etmekteydiler. Ankara'nın memurları bile bu kadar sıkıntı içindeyseler kimbilir yoksul Anadolu insanı ne durumdaydı.
İçeride kalanlardan (alafranga bir söyleyişle) albenisi olan kadınlar bahar çiçekleri gibi en parlak, en güzel renkler içinde ve üçü beşi bir yerde gibi iki taraflarına salınarak gezinirlerdi. Bunlardan bal almak isteğiyle kararsız olan eşşek arısına benzeyen genç beyler de çiçekler arasında ikişer ikişer dolaşırlardı.
Destanları ancak kahramanlar yazar. Çünkü onlar, vazifenin bittiği yerde, ölümü göze alarak çalışmaya devam ettikleri için birer kahraman olmuşlardır... Tıpkı "Çöl Kaplanı" Ömer Fahreddin Paşa gibi...
Ruhu şad, hatırası her dem taze olsun...
Fahreddin Paşa: Kuralların insani ve anlaşmalara uygun olması gerekir. Hem bizler yenilmedik. Çanakkale'de General Ian Hamilton'u yendik. Kut'ül Amere'de de General Townshend'i yendik. Yenilen bizlee değil müttefiklerimizdir... Bunu böyle bil yüzbaşı... Ben bir Türk'üm! Avludaki askerin konutanıyım. Onların bile sayılmasına karşıyken inip sayıma katılmam. Ne ki kendimi saydırtmam!