Anımsama bir an için geri dönmek değildir, kendimizi, geçmişte elinden sıyrıldığımız ölümün kucağında bulmamız demektir; bir şey unuttuğumuzda değil, bir şey anımsadığımızda ölüm aklımıza gelir, çünkü anılarımız ölümün de anıları…
Konuşmaya istekli görünürlerse sesimi esirgemiyorum, araziye giden toprak yolun unutmaya olan faydalarından bahsediyorum onlara. En iyisi bu yoldan yalnız geçmektir. Yanımda hep birileri olur, ama insanlar susup sessizleşiyor. En dalgınlaştırıcı kayalıkların yanından geçerken, her şeye kulak verip yanıtlar yetiştirdiğimi fark ettim. Tuhaf işte, yol bana bu defa, susarak hikayeyi yavaşlatmak istediğimi unutturdu.
Erdemli davranmaktan bir gönül ferahlığı elde eden kişi erdemden uzaklaşmanın ne olduğu hususunda hiçbir fikri olmayan kişidir. Ahmaklıkla erdemi birbirine karıştıranlar topluma ahmaklığı bulaştıranlardır.
Sevme sanatından bahis açıldığına göre aşk bir sanat eseri midir? Aşka ölçü konabilir mi? Kimin aşkını kimin aşkından üstün tutacağız? Yaşamayı bir sanat haline getirirsek neye, ömrümüzün hangi kritik kısmına sanat eseri diyebiliriz?