Hayattan aldığımız her zevki ona muadil bir ıstırapla ödediğimizi bildiğim için, hiçbir şeyden yüzde yüz saadet ümit etmiyor ve yüzde yüz felaketten korkmuyordum. #9418548
Peyami Safa
Albay Chabert’i Marias’ın Karasevdalılar kitabını okurken tanıdım. Marias oldukça fazla atıfta bulunmuştu bu kitaba ve hikayesi de çarpıcıydı. Kitapla böyle tanışmış oldum.
Benim için Albay Chabert romanı, sadece bir geri dönen adam hikayesi değil; insanın toplum karşısında nasıl silinip yok olabildiğini gösteren bir metin. Tabii bu geri dönüşün öncesi, yaşanan savaş durumu vs ayrı bir hikaye. Romanı okurken en çok hissettiğim şey: Bir insan gerçekten ne zaman ölür? Bedeni toprağa girdiğinde mi, yoksa toplum veya sevdikleri onu unutup yerine başkasını koyduğunda mı?
Balzac bu romanda Albay Chabert’in dramını anlatırken aslında Napolyon dönemi sonrası Fransa’nın ahlaki çöküşünü, sınıf değişimlerini ve çıkar ilişkilerinin insanı nasıl dönüştürdüğünü de gösteriyor bize. Balzac bir Napolyon hayranı. “Onun kılıçla başardıklarını ben kalemle başaracağım.” gibi bir hedefi vardı. İnsanlık Komedyası adını verdiği eserleri ile de sanırım bunu başarmıştır diye düşünüyorum. Bu eser de o eserlerde biri.
Romana geçecek olursak, spoiler olacak biraz, bilginiz olsun. Çünkü bu hikayeden bahsederken ister istemez bunu yapıyorum.
Hikayenin merkezinde Albay Chabert var. Adam savaşta (Eylau Muharebesi’nde) ölü sanılıyor, toplu mezara atılıyor. Ama bir şekilde hayatta kalıyor ve yıllar sonra Paris’e geri dönüyor. Buraya kadar kulağa epik bir kahramanlık hikayesi gibi gelebilir ama asıl trajedi bundan sonra başlıyor.
Yani Chabert aslında fiziksel olarak hayatta ama sosyal olarak tamamen “ölü”.
Chabert geri döndüğünde artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını görüyor. Karısı onu ölü kabul etmiş, yeniden evlenmiş, çocukları olmuş ve eşinden dolayı yeni bir kimlik, statü edinmiş. Chabert’in yaşadığı şey bir kimlik yok oluşu. Adam sadece eşini değil,
Gördüğüm her şeyi size anlatamam, çünkü adaletin suçlar karşısında aciz kaldığına tanık oldum. Sonuçta, romancıların yarattıklarını sandıkları bütün dehşetler her zaman hakikatin altında kalır.