Yüzyıllar önce Normanlar evlerini beyaza, Yunanlar her zaman maviye, Araplar muhtelif tonda pembe ve kırmızıya, Yahudiler ise sarıya boyarlardı. Ancak artık hepsi kendilerini İtalyan yada Sicilyalı saymaktadır ve bin yılda kanları öyle karışmıştır ki, evin sahibini özellikleri ile tanıyamazsınız ve sarı evin sahibine Yahudi atalara sahip olduğunu söylerseniz karnınıza bıçağı yersiniz.
Siz, sevgiyi destanlarda, çoban muaşakası masallarında Romeo ve Juliette’te olduğu gibi anlıyorsunuz. O ise İngilizlerin flört dedikleri muaşaka tarzından başkasını bilmiyor. Flört muaşeret adabı icabatından bir şeydir, halbuki aşk, sizin ve benim bildiğim aşk öylemi ? Bu bir vahşi kuştur ki, bir salonda bir eğlence ve bir süs gibi dizden dize, omuzdan omuza dolaşması şöyle dursun, gagasının dokunduğu yerde kanamadık et, parçalanmadık kumaş; kanadının havasından devrilmedik eşya, kırılmadık saksı kalmaz. O kadar vahşi, serkeş ve haşindir.