Selim Üstüner

Selim Üstüner
@SelimUstuner
Z <3 11.06.2026 Mâzi tarlasının hâsılâtının, mürûr-i zaman süzgecinde un ufak olup nisyân derelerinde inhilâle maruz kalmaktan, ehemmiyeti ve müessiriyeti sebebiyle kurtulması kanaatimce icab etmiş olan kısmıdır yazdıklarım.
- "Düşünce ağırlaştı mı, insan hiç sanır. Ben öyle sanırım. Konuşmak kolay.. düşünmeyen, derdi olmayan, bir meseleyi derd edinmeyen, hiç demez; konuşur."
Sayfa 136
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Ey Osmancık; Tanrı gözünü, gönlünü ve yolunu ışıtsın; bileğinin, yüreğinin gücünü pekiştirsin; haktan, adâletten, merhametten, azimden, sebattan garib komasın. "Ey Osmancık; beğsin. Beğliğini bil, beğliğini unutma. "Ey Osmancık; beğsin. Bundan sonra öfke bize, uysallık sana; güceniklik bize, gönül alma sana; suçlama bizde; katlanma sende; bundan böyle, yanılgı bize, hoşgörmek sana; acz bize, yardım sana; geçimsizlikler, uyuşmazlıklar, anlaşmazlıklar, çatışmalar bize, adâlet sana; kötü göz bize, şom ağız bize, haksız yorum bize, bağışlama sana. "Ey Osmancık; bundan böyle, bölmek bize, bütünlemek sana; üşengenlik bize, gayret sana; uyuşukluk bize, rahat bize, uyarmak, şevklendirmek, gayretlendirmek sana. "Ey Osmancık; yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı. Tanrı yardımcın olsun; beğliğini kutlu kılsın; hak yoluna yararlı kılsın; ışığını parıldatsın, uzaklara iletsin; sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürtmeyecek akıl versin."
Sayfa 130
Malhun Hatun, Sanki, Osman’dan da çevik ve atikti, babası sözlerini bitirir bitirmez, atından yere kuş gibi konu verdi, Osman’dan ön aldı. Sırasıyla, babasının, anasının, ağası Mahmud’un elini, kardeşi Hüsamettin’in boynunu öptü ona el öptürdü. Ötekiler de onu bağırlarına basarak boynundan öpmüşlerdi.
Sayfa 122
Ertuğrul, onlar gidip de yalnız kaldıktan sonra, Besmele ile Mushaf'ı almıştır. Kıbleye dönerek okumaya başlamıştır. Ve tan yeri ağarana kadar, hep ayakta, okumuştur. Ancak ilk horozlar öterken tâkatı tükenmiş, içi geçmiştir; sedire ilişmiş, oracıkta uyuya kalmıştır. Ve, Ertuğrul, bir saat ya süren ya sürmeyen bu uykuda görüntüleri olmayan, buna karşılık sesleri kulağından hiçbir zaman silinmeyen, beynine yerleşen bir rüya görmüştür: Konuşan, ona öyle gelir ki, Mushaf'tır.. inançtır. Ve ses, ona öyle gelir ki, neylerdir, bülbüllerdir; ama kelimeler, hiç bir insanın söyleyemeyeceği kadar açıktır. Ve, bu ses şöyle demiştir: "Senin ve çocuklarının ve onların da çocuklarının çocuklarının ve bütün soyunun, sopunun şerefi ve kudreti ve yücelmesi Allah Kelâmı’na gösterdiğin bu saygıdadır ve bu saygı sâyesindedir ve bu saygıya bağlıdır; çünkü hakkı ve hakikatı ve doğruyu, âdil olanı idrâk ediş bu saygıdadır."
Sayfa 52
Sorular yağmur gibi iniyordu. Bizler kimiz, neyiz, ne yapıyoruz? İnsanları aldatarak, onların saf ve temiz taraflarını kanatıp kirleterek ve katiyyen ihtiyaç duymadıkları şeyleri ihtiyaçmış gibi göstererek, yetmeyen paralarını, ve mal varlıklarını, giderek haysiyet ve umutlarını çalarak biriktirdiğimiz bu kirli para. İnsanları birbirine yaklaştıran ve yardımlaşmalarını sağlayan bir alışveriş değil bizimkisi. Onları her geçen gün daha bir ezerek, daha bir küçülterek insanlıktan çıkarmak, eşyaya, mahiyeti meçhul eşyalara zebun kılmak. Başka bir seçenek kalmıyor; ya esir olacaksın, ya zorba...
Sayfa 93