Kitabı okumaya başladığımda yazar hakkında ya da Şili hakkında pek bir bilgim yoktu. Ancak okudukça bunun yalnızca bir roman değil bir anı, bir hatırlama biçimi olduğunu fark ediyorsunuz. Kurgu olamayacak kadar doğal, samimi ve akıcı bir dili var. Yarı otobiyografik demek yanlış olmaz herhalde. Zambra kendi çocukluğunu ve büyürken tanık olduklarını anlatırken hiç yabancılık çekmiyorsunuz. Bizden çok uzak bir coğrafyada yaşanmış olsa da depremler, darbeler, siyasi yasaklar, kaybolan hayatlar çok tanıdık.
Ana karakteri yazar olan kitapları özellikle seviyorum. Kendi romanını yazarken yaşadığı buhranlar, kayboluşlar çok etkileyici. Ben de sıklıkla düşünüyorum "bu mütevazı ve küstah, gerekli ve yetersiz tuhaf mesleği; hayatı bakarak, yazarak geçirmeyi" Çoğu satırda uzun uzun durup düşünmenizi gerektiren güzel bir kitap. Okuyun derim bence seversiniz. :)
"Okumak yüzünü kapamaktır, diye düşündüm. Yazmaksa yüzünü göstermek."
"Büyükler öldürürken ya da ölürken biz bir köşede resim yapıyorduk. Ülke paramparça olurken biz konuşmayı, yürümeyi, peçeteleri katlayarak kayık ve uçak yapmayı öğreniyorduk. Roman örülürken biz yok olmak için saklambaç oynuyorduk."
"Birinin yalnız yaşamasını anlamakta güçlük çekiyordum. bana kalırsa yalnız yaşamak bir tür ceza olabilirdi ya da bir hastalık."
"Çok etkileyici, aşık olunan bir insanın yüzü, birlikte yaşadığımız, tanıdığımıza inandığımız birinin yüzü, belki de yıllar boyunca çok kısa mesafeden baktığımız, tarif edebileceğimiz tek yüz - o yüzün bile birden beklenmedik şekilde yeni ifadeler takınabileceğini bilmek güzel ama bir taraftan da korkunç. Daha önce hiç görmediğimiz ifadeler. Belki de bir daha hiç görmeyeceğimiz ifadeler."