Sürpriz bozan yok. Rahat olun.
Kısaca iki koldan ilerleyen kurgudan bahsedeyim. 15 yaşında, hem bedensel hem de ruhsal açıdan yaşıtlarından daha büyük olan Kafka Tamuro, babasının söylediği kehanet yüzünden yıllarca evden kaçmanın planını yapmıştır. 15 yaşına girdiği gün planını uygulamaya başlar ve yollara düşer.
Diğer yandan savaş zamanı tuhaf bir şekilde bir grup çocuk bayılır ve tekrar uyandıklarında hiçbir şey hatırlamamaktadır. Bu olayda bayılan çocuklardan biri Nakata bu olayın izlerini hayatı boyunca taşıyacaktır.
Bu kitabı sevip sevmeme arasında olmamın birçok sebebi var. İlki, kitap olayların ve karakterlerin tanımlanması, birbirlerinin hayatlarına ufak dokunuşlarını anlatan yerlerde çok iyi bir anlatım ve kurgu ile gidiyor. Tam o zirveye ulaşıp her şey açığa çıkacak derken tempo çok yavaşlıyor. Okumaktan sıkıldım, -üzülerek- atlayarak okudum son 100-150 sayfayı. İkincisi, kitabın içinde de geçen Çehov’un ‘Eğer öyküde bir tabanca geçiyorsa, sonunda mutlaka patlaması gerekir’ sözüne uymamış yazar. Adı geçen kişiler ve bazı olayların açıklığa kavuşturulmaması aklımda soru işaretleri bıraktı. Dördüncüsü, tamam Tamuro bir ergen. Hormonların etkisinde. Ama bir ergen gerçekten bu kadar çok cinsellik düşünür mü? Diğer bir sorun da bir ergenin temizlik rutinini ben neden sürekli okuyayım bu kadar ayrıntılı? Ne gerek vardı? Beşincisi, sanki metin içinde ürün yerleştirmesi varmış gibi ‘Nike ayakkabısını giydi.’ ‘Şu marka saatini aldı’ gibi birçok cümle var. Bence gereksiz bir ayrıntı. Benim gözüme battı. Altıncısı, yazarın ensest açısından yazdığı yerler. Tamam bu bir kurgu. Vermek istediği mesajlar, havada uçuşan metaforlar var ama benim midem almadı bunu. Gerçek anlamda tiksindim. Cinselliğin sanatta kullanılmasına karşı bir tutumum yok, hatta kullanılmasın