⸻
Bu eser, “Eşekli Kütüphaneci” olarak bilinen Mustafa Güzelgöz’ün kitap sevdası üzerine yazılmış, onun yaşam öyküsünü kaleme alan muhteşem bir yapıttır.
Eşekli Kütüphaneci, bulunduğu bölgenin ve hatta Anadolu’nun yeniliklere ulaşmasının ancak kitap okumakla mümkün olduğuna inanmıştır. Bu inanç uğruna, ulaşımın olmadığı köylere eşeklerle kitaplar taşımış; belirli bir süre sonra iade aldığı kitapların yerine yenilerini vererek, durmadan akan bir çeşme gibi insanların gönlüne, ruhuna, mantığına bilgi akmasına vesile olmuştur.
Mustafa Güzelgöz öyle nahif, öyle alçakgönüllü bir insandır ki, canla başla çalışırken herkesin kendisini takdir edeceğini, seveceğini düşünmüştür. Maalesef, durum böyle olmamıştır. Kendisini bu yola bedenen ve kalben adamış olsa da kuyusunu kazanlar da eksik olmamıştır.
Her şeye rağmen, birçok çocuğa, kadına, erkeğe kitap sevgisini aşılamış; ailesine ve sevdiklerine, hatta sınırların ötesine bile vazgeçmemenin başarıya ulaşmadaki kilit nokta olduğunu göstermiştir.
Eşekli Kütüphaneci’nin mücadelesi, bugün bile Nevşehir’in Ürgüp ilçesinden çıkıp tüm Anadolu’nun, hatta dünyanın kalbinde taht kurmuştur.
Akıcı üslubuyla o yöredeymişsiniz hissini veren, yansıttığı kültürel değerlerle buram buram Anadolu kokan bu güzel eseri özellikle tüm kitap severlere tavsiye ediyoruz.
Keyifli okumalar.
Fyodor Dostoyevski
Yeraltından Notlar Dostoyevski
İnsanı aptal olarak kabul edersek, kime akıllı diyeceğiz?
İnsan gayeye ulaşmak için çalışmayı sever, fakat ulaşmayı pek istemez; bu hal hiç şüphesiz çok gülünçtür.
Okumaktan başka yapılacak işim, gidecek tek yerim yoktu, çünkü çevremde saygıya layık, beni kendine çekebilecek bir meşguliyet bulamıyordum.
Son derece gururluyum; en ufak şey, derim soyulmuş da, sanki havanın teması bile bana ıstırap veriyormuş gibi hissetmeme neden olur.
….
Dostoyevski’nin o en bilindik kitaplarından birini bitirdimm Suç ve Ceza’yı okuyor hissiyatı verdi. Baş karakterleri birbiriyle çok bağdaşıyor. Sanki Suç ve Ceza için ön hazırlık gibi olmuş. Yine etkileyici yine insanın kendinden bir parça bulduğu psikolojik çözümlemeler mevcut.
Kitap kahramanı kendini toplumdan soyutlamış, istese de kimseyle yakın ilişki kuramayan birisi. İçinde yaşadığı derin yaralar tartışmasız çocukluğundan miras kalmış ve bu yaraları iyileştiremeyince kendisini bir böcekten bile aşağı gören kimliğe bürünmüş. Karakterin çaresizliği okurken öyle geçiyor ki kalp sancısına sebep oluyor. Yardım etmek ya da yardım edecek karakterler çıksın istiyorsunuz karşısına.. Fakat kendini o kadar kapatmış ki çok güvendiği edebi cümleleri bile diğer insanlarla kurduğu iletişimdeki duvarları yıkamıyor. “Acımak” tam bu noktada devreye giriyor. Fakat kendisine acınması, aşağılayıcı tek bir bakış bile karakteri çileden çıkarıyor. Okuruna bile sitem ediyor .
Çaresiz, kendiyle savaşan insan nasıl mı olur? Yeraltından Notlar tam tanımını gösteriyor okurlara..
Bir med ve cezir içinde sürekli kabarıp alçalan kas yığını. Et ve kan; madde ile mânâ. Kış ile bahar, hüzün işe keder, hasret ile özlem… Harman harman… Zıtlıklar arasında durmadan dalgalandığı, halden hale girdiği için adına “ Kalp” demişiz.
”O gün, ne mal ne evlatlar fayda verir ancak Allah’a arınmış bir kalple gelenler müstesna!” ( Şuarâ,88)
Resulullah Efendimiz(sav) daima “ İnsanlar sana fetva verse de sen kendi kalbine danış!” buyurmuştur.
……
Divan Edebiyatının usta kaleminden bir kitap daha bitti… Bu nasıl araştırma, bu nasıl bilgileri harmanlamadır gerçekten “Kalp” o kadar derin bilgiler ve duygular içeriyor ki insanın hayran kalmaması imkansız. İskender Pala’nın bu kitabı diğerlerinden çok daha farklı tarzda yazılmış. Biraz kişisel gelişim tadında. Eserin içerisinde kalbe dair her sey ama her sey mevcut. İlimden, bilimden, ilahiyattan, müzikten, sanattan kısacası her alandan bir parça var. Kalbin unutulduğu bu dönemlerde aslında onun hem fizyolojik hem de ruhen ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurguluyor. Ben çok beğendim ama şöyle bir şey var ki bu kitap dili ağır olduğu için çoğuna sıkıcı gelebilir. O yüzden hiç İskender Pala okumamış olanlar tabii ki bu kitabından başlamasın. Benim için tüm eserleri ayrı ayrı kıymetli…️
…..
Peynirimi Kim Kaptı? değişim karşısında insanların kalıplaşmış duruşunu yıkabilecek güzel bir öykü içeriyor. Sayfası az ama etkisi çok bir eser. Keyifli okumalar…️
Beyaz Diş, bir kurt-köpeğin masum pırıl pırıl başlayan yaşamının hayatta kalma mücadelesi nedeniyle nasıl acıklı,yürek burkan, bu kadar mı kötü dedirten olaylarla karşılaştığı bir hayat yolculuğunun hikayesi… Kitapta dikkatimi çeken nokta ise karşılaştığınız insanların da aslında hayatınızı nasıl değiştirdiği, şekillendirdiği… Beni çok etkileyen, keyifle okuduğum bir kitap oldu Beyaz Diş. Mutlaka okumanızı, okutturmanızı tavsiye ediyorum…