Şam'dan yola çıkan kervanın istikamet değiştirdiğini ve Mekke'den bir ordunun yola çıktığını öğrenen Peygamberimiz (sav) Ashab-ı Kiramla istişareye başlar:
-Ey Müslümanlar! Biz buraya kervanı vurmaya geldik ama şimdi karşımızda Mekke ordusu var. Ne diyorsunuz, savaşalım mı geri mi dönelim?
Hz.Ebubekir ayağa kalkıp:
-Ya Resulullah (sav) ne diyorsan söz senindir. Eğer savaşalım dersen bizi arkanda bulacaksın, eğer dönelim dersen bizi itaat ederken bulacaksın.
Efendimiz (sav) çok memnun oluyor ama bir daha soruyor çünkü başka birinden istiyor cevabı.
Bu sefer Hz.Ömer ayağa kalkıyor:
-Ya Resulullah (sav) biz senin elinde çekilmiş kılıçlarız, istersen o kılıçları kullanırsın, istersen o kılıçları kınına koyarsın. Ne dersen senin dediğin gibidir.
Allah Resulü (sav) bundan da memnun oluyor. Ama bir daha soruyor. Bu sefer iki süvariden biri tarihe İslam'ın süvarisi olarak geçecek olan Miktad İbni Amr ayağa kalkıyor:
-Ya Resulullah (sav) sen bize niye soruyorsun. Biz asla Musa'ya (as) beni israilin dediği gibi sana demeyeceğiz. Hani onlar demişlerdi ya Musa'ya (as) "sen ve Rabbin gidin savaşın biz burada bekliyoruz". Ya Resulullah sen yürü bizde senin arkandayız. Önüme geçin dersen, önündeyiz, yanıma geçin dersen yanındayız.
Allah Resulü (sav) bundan da memnun oluyor ama bir daha soruyor. Çünkü orada duymak istediği bir zümre var. 313 Bedir Ashabının 74ü muhacir 239u ensar. Ensarla Resulullah (sav)'ın Akabe'deki sözleşmesi neydi Medine'de savunmaydı. Şimdi Medine'den 160 km ötelerdeler. Onun için Ensar dan biri kalksın konuşsun diye bekliyor. Ve Sa'd bin Muaz kalkıyor.
-Ya Resulullah (sav) herhalde sen Ensar dan birinden bir şey duymak istiyorsun.Bende Ensarı temsilen konuşuyorum. Ya Resulullah (sav) yürü bizide arkanda bulacaksın. Şöyle işaret etsen bize Kızıldeniz'i, desen ki