Tanpınar'ın en çok merak ettiğim eseriydi Huzur. Okuduğum için mutluyum. Huzur, baş karakterimiz Mümtaz ekseninde anlatılan bir eser. Mümtaz'ın içsel hesaplaşmaları birçok konuyla birlikte özleştirilmiş. Elbette ki bunun başında sevdiği kadın olan Nuran geliyor. Mümtaz Nuran'a aşık olarak kendisini keşfediyor diyebiliriz. Tabii bu keşfetme doğru bir keşfetme mi buna tam anlamıyla cevap vermek mümkün değil. Mümtaz ve Nuran'ın yaşadıkları aşkla beraber toplumdaki sosyal dinamiği, harp korkusunu, ölümü, tabiatı, musikiyi, edebiyatı, insan psikolojisini gibi daha birçok alanda sorgulamaları görüyoruz. Bu sorgulamalar Tanpınar tarafından muazzam bir dil ve gözlemle bizlere aktarılmış. Satırların zenginliği arasında kendinizi kaybediyorsunuz adeta. Mümtaz'ın ve Nuran'ın kendilerince huzuru bulmaları esasına dayanan bu hikayede bu sorgulamalar ilmek ilmek işlenmiş. Gerçekten çok titizlikle oluşturulmuş bir eser olduğunu düşünüyorum. Aslında yorumlamaya biraz da çekiniyorum. Çünkü benim harcım değil Huzur'u tahlil etmek. Ancak bana hissettirdiklerini ve düşündürdüklerini kısa da olsa paylaşmak istedim. Huzur'u tahlil etmek için birçok alanda bilgi sahibi olmak gerekir. Bunların en başında: İnsan psikolojisi, musiki, eski edebiyat geliyor mesela. Eğer bunlara hakim değilseniz mutlaka eksik kalınılıyor eseri anlamlandırmada. Şimdi eserin zorluğuna değinmek istiyorum: Eser bana göre çok zor değildi. Edebî anlamda elbette ki çok akıcı değildi ama okumayı zorlaştıracak( alanlarda bilgili olmak dışında) bir durum söz konusu değildi bana kalırsa.Tahlil etmesi elbette zor ancak bana göre okuması zor değildi. Musiki gibi alanlarlarda bilgi sahibi olmadığım için kaçırdığım birçok yer olabilir elbette ancak okunmasının zor olduğunu düşünmüyorum. Genel bir değerlendirmede eserin zor