Bazen korkunç şeyler öyle estetik, öyle zarif bir şekilde gerçekleşir ki bunlara şahit olan insanlar o an hissettikleri duyguyu zihinlerinde ve kalplerinde nereye yerleştireceklerini bilemezler.
Mutluluğun geniş kapılarında
Hayatın sürgüleri var.
(Daracık ömrümüzde geniş sıkıntılar)
Usul gülüşlerimizde hüzün lekeleri
Küçük ayrıntılara yöneldik nicedir, (içedönük duygulu karamsar)
İki yüzümüz vardı iki güzelliğimiz
Umut ve Sevgi, kırmadan aynaları
(Alın kırışığımızda aynı suçun izi var)
Yalnızlık biricik benzerliğimiz oldu Payımıza düşen o yanlış ilişkilerden.
(Herkese acısı kadar)
Ne konuşmalarımızda tat kaldı
Ne susmalarımızda bir hikmet
(Hep aynı boşluğa açıldı dar kapılar)
Olur olmaz şeylerden alınır kırar olduk Zamana benzedik iyice, çekilmesi zor.
(Aynaların ardında aynı kirin pası var)
Duymadan dinleyip anlamadan konuşuyoruz.
Hepimiz ayrı ayrı kendi kıyılarında
Öyle kolay anlaşıyoruz ki...
Bir ayrılığı kalmadı düşüncelerimizin İncelik adına kimi, çoğu korkudan
Ustaca düzenledik duygularımızı;
Anılar acı vermiyor artık, bizi biz eden Değerler yıkıntısında onursuz oturuyoruz.
Güne yeniliksiz başlıyoruz her sabah
Aynı kör aynasında küflü alışkanlıkların Süslenip saklayarak sıkıntılarımızı -Kendimizden bile-
Düşüyoruz ömrümüzün o ölü çizgisine.
Duyarsız devinimsiz umutsuz
Güne heyecansız başlıyoruz.