"Kurban değil fail ol. Hayatın seni şekillendirmesini bekleme, sen onu şekillendir. Hayatının sürücüsü ol, sadece bir yolcu değil. Hayal gücünden beslenerek yaşa, geçmişinden değil."
Yıllardır sayfa sayısına bakıp korkudan bir türlü kapağını aralayamadığım ama sonunda merakıma yenik düşüp elimden bırakamadığım Monte Cristo Kontu, başta bir intikam hikayesi üzerine kurulu olsa da sayfalar ilerledikçe bundan daha fazlası karşımıza çıkıyor. Onurlu bir denizci olan Edmond Dantes'in Monte Cristo Kontu'na ilerleyen muhteşem karakter gelişmesi her sayfada okuyucuyu kendine hayran bırakıyor. Yalnızca iyi karakterlerin devamlı olarak iffetli tavırları, güzellikleri ve mükemmellikleri dile getirilirken kötü karakterlerin de mutlak kötü olarak lanse edilmesi kitabın belirgin bir özelliği olarak rahatsız edici bir duruma dönüşebiliyor. Eser yine de iyilerin de hata yapabildiği gerçek dünyadan izler taşıyor. Kitap beni ilahi adaletin varlığına bir kez daha inandırıyor.
-İlahi adaletin varlığını unutmamak için kitabın sonunu buraya yazıyorum.Buradan sonrası okumayanlar için spoilera girebilir o yüzden paragrafı sonlandırıyorum-
Başta Edmond'u haksız yere yargılayan ama adaletten başka dayanağı olmayan Villefort'un oğlunun ve eşinin azılı bir suçlu olması, para düşkünü Danglars'ın yerden ekmek kırıntısı yiyecek hâle gelmesi, aşkı için iftira atan Fernand'ın aşkından, oğlundan ve onurundan olması, vefasız Mercedes'in yine dönüp dolaşıp Edmond'un sevgisine sığınması Monte Cristo'nun en etkili intikam biçimi olan ilahi adalete sığındığının göstergesidir.
-Devamını okuyabilirsiniz-
Bu kitabın benim hayatımda çok şey değiştirdiğinden ve değiştireceğinden eminim. Öncelikle herkesin bir gün ihanet edebileceğini ve acı verenin bir gün mutlaka o acıyla sınanacağını öğrettiği için benim için çok kıymetli bir eser oldu. Ayrıca yalnızca bir olay örgüsünü anlatmakla kalmayıp dönemin koşullarını ve tarihselini kusursuz bir biçimde anlattığı için de benim için vazgeçilmez