"Ne içindeyim zamanın/ Ne de büsbütün dışında/ Yekpare, geniş bir ânın/ Parçalanmaz akışında."
...
Saatlerini doğanın ve iç dünyalarının çevrimine ayarlayanlar, güneşi ve gökyüzünü görebilenler, hayatı uzun bir şimdi veya yekpare, geniş bir an olarak yaşayabilenler, "İçime çektiğim hava değil gökyüzüdür! diyebilenler, eve mutlu dönüyor.
Hayat bazen 10 gözlü bir köprünün altından akan su misali... Her gözden başka bir akış geçiyor kimi hızlı, kimi yavaş... kimi coşkun, kimi sessiz... Ama hepsi aynı su, hepsi aynı yolculuğun parçası.. Zaman da böyle işte; bir yandan hızla akıp giderken, bir yandan farklı anlara bölünüyor... sevinçler ayrı bir gözden akıyor, hüzünler başka bir gözden... Biz çoğu zaman sadece birine bakıyoruz oysa hayat, o 10 gözün tamamı.. Bazen çoğalıyor, taşıyor... bazen azalıyor, dinginleşiyor.... ama asla durmuyor.. Belki de mesele: ○ akışı durdurmak değil her gözden geçen anı fark edebilmek..
Çünkü hayat.. tıpkı o köprünün altından geçen su gibi, geçip gidiyor..
ve geriye sadece izlediğimiz anlar kalıyor.
Hepimizin yolları farklı. Hepimizin nasibine düşenler, sınandığı şeyler, lutfedilen seyleri farklı . Hepimizin duyguları, düşünceleri, doğruları ve yanlışları farklı iken nedir bu aynılaşma çabası? Farklılıklar değil midir asıl güzellik ?
Sevmek için zaman ayırmak gerekir. Bilmek için zamana ihtiyaç duyarız. Güzelliği ancak zaman ayırarak fark ederiz. Zamanla olgunlaşırız. Lütfen yavaş gidiniz.
Çok hızlı giderseniz içinizde olup bitenleri özümseyecek ve onu kendi duyarlılığınızın bir parçası kılacak kadar vaktiniz olmaz. Güzellik ancak onu durup temașa edecek zamanınız varsa size bir şey söyler.