İçimde benim de yeni tanıştığım ve ilk defa keşfettiğim bazı duygular oluşmuştu. Kıpır kıpırdı, yerinde durmuyordu sürekli bir enerji hissi yaratıyor ve güneşi ve suyu görmüş fidan gibi gittikçe büyüyor ve kendisine hayran bırakıyordu. Öylesine büyümüştü ki artık kabına sığmıyor, kökleri yayıldıkça sağlamlaşıyor, sağlamlaştıkça daha da güven veriyordu bu küçük fidan -dev bir ağaca dönüşüp- çocuklar, yetişkinler herkes üstünde yer tutup bütün meyvelerini toplayıp yeseler dahi ufak bir tebessümle ertesi güne daha da fazla meyve veriyordu. Velhasıl dalını kırmadıkça gıkı çıkmazdı bu ağacın. Fakaaat bir sorun fark ettim. Güneş doğal kaynak orasını ben hallederdim ancak benim hayat suyum bitmişti, birinin acil suretle sulaması gerekiyordu. Ne çare bahçesinde kök saldığı insandan yardım istedi. Vermedi. İstedi. Vermedi. Gururunu bir kenara atıp yalvardı. Yine yok, yine yok! İnanılmazdı... Bu zamana kadar bahçesini güzelleştiren bu ağaca nasıl vicdansızca davranmıştı bu insan, hiç mi insafı yoktu. Kökler kurudu, dallar kırıldı, yapraklar döküldü. Ölecekti fakat istemiyordu ölmeyi. Can çekişir iken birden bir çocuk belirdi önünde - vefalıydı o, diğeri gibi değildi, bunca yıl dallarından meyve koparmıştı, vefalıydı- yardım etmek istedi O ,ağaç istemedi, yalvardı O, ağaç istemedi. O, ağacı susturdu, son bir kez çıktı üstüne ve son meyveyi kopardı, ağaca döndü: “ Sen çok güzelsin, görenleri hayran bırakacak kadar güzelsin ama sevgili ağaç yanlış toprağa kök salmışsın, senin toprağın farklı, seni tekrar dirilteceğim “ dedi ve veda edip o meyvenin çekirdeğini doğru toprağa sonsuz güneş ve suyla ekmeye başladı!.. Benim diyeceğim odur ki asla vicdansız insanların bahçesinde kök salmayın benim ağacım saldı ve ölüyor. Size kendinizi özel hissettiren, değer
Her aşkı, sonsuza dek sürdürmeye çalışarak berbat ederler.Sözcük olarak da anlamsızdır. Bir kaprisle ebedi bir aşk arasındaki tek ayrım kaprisin biraz daha uzun ömürlü olmasıdır.