「 Serhat Şahiner 」

「 Serhat Şahiner 」
@SerhatSahiner
Derin Bir Nefes kitabının yazarı.
"Kimse bir sınıftaki öğrencileri, onların arasında yaşayıp onlarla birlikte çalışan öğretmen kadar iyi tanıyamaz. Bir öğretmen pek çok değişik tipte çocuk bulur karşısında; becerikli biri olsun yeter ki çocuklardan her biriyle diyalog kurabilir. Bir çocuğun aile çevresinden okula taşıyıp getirdiği gelişim hatalarını ileride de koruması ya da bunları düzeltebilmesi, öğretmene bağlıdır. Anne gibi öğretmen de insanlığın geleceğinin bir bekçisidir ve görebileceği hizmet tüm övgülerin üstündedir."
Sayfa 202 - Say Yayınları E-Kitap·Kitabı okudu
Eğitim
Reklam
"Çocukluktaki gelişim hatalarıyla erişkin yaştaki başarısızlıklar doğrudan birbirine bağlıdır. Başkalarıyla toplumsal işbirliği içinde çalışmayı öğrenmemiş çocuk geleceğin nevrozlusu, alkoliğidir; ileride suç işler ya da kendi canına kıyar. Erişkinlikte korku nevrozlusu olarak karşımıza çıkan kişi çocukluğunda karanlıktan, yabancı insanlardan ya da yeni durumlarla yüz yüze gelmekten korkmuş biridir. Melankoliklerin ise çocukluklarında gözü yaşlı kimseler olduklarını biliyoruz. Günümüzün toplumsal koşullarında bütün anne ve babalara ulaşmamız, çocukları eğitirken hatalardan kaçınmada kendilerine yardım etmemiz umudu yoktur. Ama bütün öğretmenlere ve onların aracılığıyla bütün öğrencilere ulaşmayı umabilir, daha önce yapılmış eğitim hatalarını düzelterek çocukları bağımsız, geleceğe güvenle bakan, toplumsal bilinci içeren bir yaşama hazırlayabiliriz. Kanımca böyle bir çalışma, insanlığın gelecekteki esenliği için en çok bel bağlanabilecek umuttur."
Sayfa 199 - Say Yayınları E-Kitap·Kitabı okudu
Eğitim
"Ne var ki bu okullarda her zaman baştaki yönetimin amaçlarına uygun bir öğretim sürdürülmekteydi. Bu dönemdeki hükümetler ise, üst sınıfların mutluluğu için çalışacak ve gerektiğinde kendilerinden asker olarak yararlanılabilecek itaatkâr vatandaşlar yetiştirilmesini eğitimin amacı olarak saptamıştı. Okullarda bu amaca uygun bir öğretim programı izlenmekteydi."
Sayfa 177 - Say Yayınları E-Kitap·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
"Bir insanın kardeşler dizisi içindeki yeri, o insanın yaşam üslubunda bir daha silinip atılamayacak izler bırakır. Her gelişim bozukluğu, çocuklukta üstlenilen yarışlardan ve aile içinde dayanışma duygusunun eksikliğinden kaynaklanır. Toplumumuzdaki yaşama bir bakıp neden bu yaşamın mevki ve makam kavgasıyla rekabet ve yarış damgasını böylesine açık seçik üzerinde taşıdığını, hatta yalnız bizim toplumumuzun değil, dünyadaki bütün toplumların yaşamında aynı damgayı gördüğümüzü sorarsak, buna dünyanın dört bir yanında insanların aynı amaç peşinde koştuğu, zaferi kendileri kazanıp başkalarını yenilgiye uğratmak ve aşıp geçmek istediği yanıtını verebiliriz. Söz konusu amaç, kendilerini eşit haklara sahip aile bireyleri olarak hissedemeyen çocukların erken çocukluk döneminde sürdürdüğü üstünlük çekişmelerinin ve kıskançlıkların bir ürünüdür. Bu gelişim hatalarını giderebilmemizin tek koşulu, çocukları daha çok toplumsal işbirliği bilincine sahip olacak gibi eğitmektir."
Sayfa 174 - Say Yayınları E-Kitap·Kitabı okudu
Psikoloji
HAYATÎ ZİNCİRLER
~KENDİMCE~ Genellikle Amerikan filmlerinde gördüğümüz bazı mahkûm sahnelerinde, mahkûmlar ayaklarındaki demir zincirlerle taş kırarlar, tren rayı döşerler. Eski zamanlardaki kürek mahkûmları da ayaklarındaki zincirlerle çekerler cezalarını/küreklerini. Bu zincirler onlara rahat hareket etme imkânı tanımaz, adımları belirli bir mesafe aralığında olur. Hele bir de hapishane transferlerindeki zincirler vardır ki; eller de bağlıdır, ayaklarla birlikte. Ağır cezalı olanların boyunlarındaki halkaya da bir ucu bağlanır. Kaderin cilvesini bir yana bırakalım, bu zincirlerle bağlı olanların hepsi eylemlerinden dolayı yargılanarak cezalandırılmıştır. Bu yüzden koğuşlarından her çıktıklarında bu zincirlerle bağlanırlar. Onları da taşımak zorunda kalırlar. Kimisi çok rahattır, kolayca hareket ettirir bu ağırlıkları. Çünkü güçlüdürler ya da zincirleri taşıya taşıya zamanla güçlenmişlerdir, kasları gelişmiştir. Kimisi ise düzgün bir adım bile atamaz, zayıftır sıskadır, taşımaya gücü yetmez. Aynı bu mahkûmlar gibi her insanın beraberinde taşıdığı bağları, halatları, zicirleri vardır. Ama fiziksel değildir bu özgürlük kısıtlayan zincirler; psikolojiktir, zihinseldir, sosyolojiktir. Kimi aşık olur söyleyemez, her gün acı çeker; kimi hayatın anlamını düşünür ve bu düşünceye saplanıp kalır; kimi de toplumunun siyasetinde, kültüründe iyi bir yer edinemez ve sıkıntı yaşar. Kimisi de buna benzer birden çok zincire bağlıdır. İşte bu zincirlerin ağırlıklarını rahatça taşıyabilenler, alışkın olanlar, güçlü olanlar ya da güçlenenler olduğu gibi; taşıyamayanlar, alışamayanlar, güçsüz olup ağırlıkların altında kalanlar vardır. Kendi zincirini taşıyamayan mahkûmun sonu filmlerde genelde kötü biter. Sonuçta hapishanededir ve ceza çekmektedir. Ancak hayat tamamen bir hapishane,
Duygu ve Düşünce
Reklam