Aşıklar, arzuları tükendiği zaman, daha önce yapmış oldukları iyiliklerden ötürü pişmanlık duyarlar. Aşık olmayanlara gelince, onların pişmanlık duyacakları herhangi bir zaman yoktur. Çünkü iyiliği bir zorunluluk altında değil de bile isteye, gönüllerinin dilediği biçimde, güçleri yettiği kadar yaparlar.
Ne seçkin kızlar, ne seçkin delikanlılar
götürüldü, bir düşün, ölümün eliyle,
ölüm ki hiç kimse görmemiştir onu,
ölüm ki yüzünü görmemiştir hiç kimse daha,
sesini duymamıştır hiç kimse;
insanları kırıp geçiren acımaz ölüm!
Sen öldün: ben de koridorlarında, anlamsız bekleyişlerin içinde ölüyordum. Gerçekten öldün mü Selim? Bu yalnızlık dolu koca dünyada bütün tutunamayanları öksüz bırakıp gittin mi?
Bir şey noksandı, fakat bu neydi? Evden çıktıktan sonra bir şey unuttuğunu fark ederek duraklayan, fakat unuttuğunun ne olduğunu bir türlü bulamayarak hafızasını ve ceplerini araştıran, nihayet, ümidini kesince, aklı geride, ileri gitmek istemeyen adımlarla yoluna devam eden bir insan gibi üzüntülüydüm.'
Seneler sürer her günüm
Yalnız gitmekten yorgunum
Zannetme sana dargınım
Ben gene sana vurgunum
Başkalarına gülsem de
Senden uzakta kalsam da
Sevmediğini bilsem de
Ben gene sanavurgunum
Dağları aşınca başım
Geri kaldı her yoldaşım
Gerl sevgilim gel kardaşım
Ben gene sana vurgunum
Gönlüm seninkine yardı
Aynı şeyleri duyardı
Ayaklarımız uyardı
Ben gene sana vurgunum