Ama sonra, köşeyi dönmeden bir kez daha arkama baktım.Bakışımı fark edince bir hamle yapti adam, güçünü toplayıb ayağa kalktı ve kapıya doğru atıldı.Kapıye sertçe açarken elinde bir metal yanıp sönüyordu; ay isığında parmaklarının arasında haince parlayan şeyin para mı , yoksa bıçak mı olduğunu uzaktan seçemiyordum...
Her kez kararını kendisi vermeli...Babanız kaç yaşında.?
"Altmış sekiz".
"Siz ise yirmi bir.Biz yaşlı ınsanlar artık önemli değiliz.Babanızın önünde beş on yılı var.Sizin önünüzde koça bir ömür ve çoçuğunuz.Duşunun!Kendinizi bır şeydan mahrum bırakıyorsunuz.Sorarım size,buna hakkınız var mı?O çocuğun bir babası var....Ona danıştınız mı...belki de danışamazsınız...Ne dersenız,sizin yerinizde olsaydı, o ne yapardı?"
Özlemini duyduğu şan,ölümüyle zorla elde etmek istedeği ölümsüzlük,adının yanından teğet geçmişti: Yazgısı , önemsiz olayların tozuyla dumanın altında kalmişti.Çünkü insanlık tarihi davetsiz misafirleri sevmezdi; kahramanlarını kendi seçer, ne kadar usandırıcı bir çabaya girerlerse girsenler hakki olmayanları acımasızça geri çevirirdi; talihin ilerlemekte olan arabasından bir kez düşen kişi, arabaya bir daha yetişemezdi.
Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitiracak bir şeyi yoktur artik. Ve bir kez kendi içindeki insani anlamiş olan bütün insanları anlar.