Niçin böyle dertlisiniz ?
Bilmem ki ,Olga Sergeyevna. Mutlu olmama da neden yok ;nasıl olayım ?
Çalışın insanlarla daha fazla düşüp kalkın.
İnsanın bir gayesi olmalı ki ,çalışsın. Benim gayem ne?
Hiçbir şey .
Gaye yaşamak.
İnsan ne için yaşadığını bilmezse günü gününe yaşamakla kalıyor ; günün geçmesini, gecenin gelmesini beklemekten başka zevki olmuyor . Bugün nasıl yaşadım, sorusuna cevap vermeden uykuya dalıyor, ertesi gün gene aynı hayat .
Olga susmuş ,ciddi bir yüzle dinliyordu. Hafifçe kaşlarını çattı ,dudaklarında bir inanmazlık, küçümserlik ifadesi belirdi.
Siz ne için yaşadınız ? İnsanın hayatı hiçbir şeye yaramaz olur mu?
Olur benimki işte.
Hayatınızın gayesini hala bulamadınız mı ? İnanamıyorum buna, kendinize iftira ediyorsunuz ; öyle olsaydı yaşamaya layık olmazdınız.
Gayemi bulacak zamanı geçirdim, şimdi artık önümde hiçbir şey yok.
İçini çekti, Olga gülümsedi; bu söze inanmaz gibi şakacı bir eda ile :
Yok canım , sahi mi? dedi .
alay edebilirsiniz ,ama öyle.
Olga başını hafifçe eğerek yürüdü . Oblomov arkasından yetişti:
Kim için yaşayabilirim ,hangi gaye için? Neyi arayacağım? Ne için savaşacağım? Neyin rüyasını göreceğim ? Hayatın çiçekleri döküldü, sade dikenleri kaldı.
Yavaş yavaş yürüyorlardı . Olga dalgın dinliyordu. Bir leylak dalı kopardı , hiç yüzüne bakmadan Oblomov'a verdi. Oblomov şaşırarak :
Bu da ne? diye sordu .
bir dal, görmüyor musunuz ?
Ne dalı?
Leylak
evet... ama ne demek bu?
hayatın çiçeği... ve...
Oblomov durdu, Olga da durdu .
Ve ?
Benim öfkemin çiçeği.
Olga ne yaptığını bilen bir insanın gülümsemesiyle Oblomov 'un gözlerine baktı . Etrafındaki koyu bulut dağılmıştı.
Gözlerindeki anlam açıktı . Sanki mahsus bir defterin ortasında bir sayfa açmış, en gizli bir yerini okumasına müsaade etmişti.
Oblomov sevinçten