Ayrıca da ne anlamı var ? Diye birdenbire sordum, bana dönüp Eğer ben ölümsüzsem niye ?"
Duraksadım. İdealizmini bu adama nasıl açıklayabilirdim? Hissedilen bir şeyi uykuyu da işitilen müzik nağmelerine , benzeyen bir şeyi inandırıcı olmakla birlikte sözün bittiği yerin ötesine geçmiş bir şey söze nasıl dökebilirdim ?
Orada uzanmış düşünürken doğal olarak kendime ve durumuma odaklandım. Bir edip, izninizle, bir sanat ve edebiyat âşığı olan benim, Humphrey Van Weyden'm burada, bu Bering Denizi fok avcısı uskunada uzanıp yatıyor oluşum görülmemiş, hayal bile edilemeyecek bir şey-di. Kamarot hem de! Ömrüm boyunca hiç kaba el emeği harcamamış ya da bulaşıkçılık işi yapmamıştım. Yaşamım boyunca kendi halinde, olaysız, yerleşik biçimde yaşamıştum; düzenli ve doyurucu bir gelire dayanarak köşesine çekilmiş bir edibin yaşamıydı tam da. Hareketli yaşam ve atletik sporlar asla ilgimi çekmemişti. Çocukken babamın ve kız kardeşlerimin beni adlandırdığı gibi, her zaman bir kitap kurdu olageldim. Yaşamımda yalnızca bir kerecik kamp yapmaya gittim ve orada da neredeyse daha başında gruptan ayrıldım ve bir çatı altının rahatlığına ve olanaklarına geri döndüm. Şimdi ise beni bekleyen masa kurmak, patates soymak ve tabak yıkamak gibi berbat ve sonu gelmez işlerle buradaydım. Üstelik dayanıklı birisi de değildim. Doktorlar hep narin bir bünyem olduğunu söylerlerdi, ama ben ne bünyemi ne de bedenimi egzersiz yaparak geliştirdim. Kaslarım bir kadınınkiler gibi çelimsiz ve yumuşaktı ya da beni kültürfiziğe heveslendirmeye kalkıştıklarında doktorlar defalarca böyle demişlerdi. Ama ben bedenimden çok kafamı kullanmayı yeğlemiştim ve şimdi de beni bekleyen zorlu yaşama zerre kadar uygun olmaksızan buradaydım işte.
Geminin kıçı, öncekine benzer biçimde dalgaların arasındaki yarığa yıldırım gibi düştü ve dümenin arkasında duran adamla puro içmek dışında başka bir iş yokmuş gibi duran bir başka adamın bir anlık görüntüsünü yakaladım. Yavaşça kafasını çevirip suyun içine, benim bulunduğum yöne doğru bir bakış atarken dudakların arasından çıkan dumanı gördüm. Dikkat, kasıtsız bir bakıştı bu; hani insanların özellikle bir şey yapmalarının beklendiği, ama sağ oldukları için bir şey yapmaları gerektiği anlarda yaptıkları gelişigüzel şeylerden birisiydi.
Ama yaşam da ölüm de o bakıştaydı.