Şiirin toplumsal hayatta güçlü bir karşılık bulmadığı zamanlar, has şiirin oluşması için vazgeçilmez zamanlardır. Burada şiir ağır ağır kendi kozasını örer. Öyleyse şairlerin gözden düştüğü bir çağı neden alkışlamayalım? Hızlandırılmış dünyaya, kafaları karıştıran imge ve ses seline rağmen bir ipekböceği kendi köşesinde usul usul, sabırla çalışıyorsa; bir mücevher günü geldiğinde işımayı bekliyorsa, ne var bunda?
Ruhları bir veba gibi kemiren, dokunduğu her şeyin içini boşaltan temaşa kültürü şiire diş geçiremesin diye dua etmi- yoruz. Şiir, ondan saklanmayı biliyorsa terennüm edilmeye aday demektir. Kim ki şiirini hasislikle korur, kim ki aklını başka bir akla feda etmez, o şiir söylüyor demektir.