Beni en güzel günümde
Sebepsiz bir keder alır.
Bütün ömrümün beynimde
Acı bir tortusu kalır.
Anlıyamam kederimi,
Bir ateş yakar derimi,
İçim dar bulur yerimi,
Gönlüm dağlarda bunalır.
Ne kış, ne yazı isterim,
Ne bir dost yüzü isterim,
Hafif bir sızı isterim,
Ağrılar, sancılar gelir.
Yanıma düşer kollarım,
Görünmez olur yollarım,
En sevgili emellerim
Önüme ölü serilir...
öyle günler gördüm ki, dost dediğim insanlar
ben yanına varınca dudağını kıvırdı.
bir zamanlar yanımda ağzını açamıyanlar
sırtımı sıvazladı, bana öğüt savurdu.
silâhsız gördüğüne saldıran kahramanlar
en alçak tekmelerle beni yere devirdi.
ruhum bir heykel gibi düşüp parçalanırdı.
bu sesleri duyanlar gülüyorum sanırdı
1914 yılından önce yeryüzü tüm insanlığa aitti. Herkes istediği yere gidebiliyor ve istediği kadar uzun kalabiliyordu. İzin verme yoktu, kabul etme yoktu.”
"eskiden insanın bir bedeni ve ruhu vardı. şimdi bunlarla birlikte pasaporta da ihtiyacı var çünkü pasaportsuz kişi insandan sayılmıyor."