İnsanın kafasından boş düşünceler, böbürlenmeler, yanlış değerlendirmeler, tatlı kuruntular, bütün bu gibi şeyler çıkarılacak olursa, çoğu kimsenin kafasında geriye, kendilerinin bile hoşlanmayacağı, üzüntü, tedirginlik dolu zavallı cılız şeylerin kalacağını bilmeyen var mıdır?
Memed, keçilerle birlikte gözden kayboluncaya kadar döndü döndü ona baktı.
Süleyman, sonra kendi kendine:
"Vay," dedi, "vay! Çocukluk..."
Karısı yanına geldi:
"Gene dertlendin," dedi. "Derdin ne?"
Süleyman içini çekerek:
"Bak şu çocuğa neler etmiş keçi sakallı Abdi! Yürek parçalanır hâline çocuğun. Babasını tanırdım. Mazlum, kendi hâlinde bir adamdı. Bak şu çocuğun hâline! Canından usanmış da kendisini dağlara, kurdun kuşun arasına atıvermiş!.. Bak hele!"
Karısı:
"Bre Süleyman," dedi "sen de her şeyi kendine dert edersin. Gel içeri de iç çorbanı."
Ertesi gün Tanabay, genç çobanların sürülerini kuzulama yerine getirmelerine yardım etti. Sonra da bir hafta durup dinlenmeden korayı onarmak için çalıştı. Hayatı boyunca bu kadar çok çalışıp yorulduğunu hatırlamıyordu. Belki ancak savaşta gece gündüz demeden siper kazdıkları günlerde bu kadar yorulmuştu.