Bilip bilmezlenmek, görüp görmezden gelmek, işitmek ama duymamış gibi davranmak sevgi olabilir miydi? İnsanların birbirleri için reva görmedikleri tavırlar sevgi işinde meşru kabul edilebilir miydi? Eğer öyle ise sevgiye zarar erişir, masumiyeti gider miydi? Bir şeyin haddi aşınca zıddına dönüştüğünü biliyordum. Mesela gözyaşı ve ağlama haddi aşarsa insan artık gülmeye başlar veya çok gülen insanın tavrı tersine dönüp gözünden yine yaş gelirdi. Atlar hızlanınca arabanın tekerlekleri nasıl hızla dönmeye başlar ve gitgide tersine dönüyormuş gibi görünürse, bütün sevinçler sonunda kedere, bütün kederler sonunda neşeye, bütün konuşmalar da sonunda sükûta varırdı. Tıpkı bunun gibi doğruluktan ve dürüstlükten güç alan, özünde doğruluk olan sevgi acaba haddi aşınca eğriliyor, sevene dürüstlükten taviz mi verdiriyordu? Taçlı, Şah Efendimiz’i görmezden geldi diye neredeyse ben ağlayacaktım.