Çoğu rüya rüyacının özel istekleri ve içgüdüsel ihtiyaçları, ve bu istek ve ihtiyaçlar; onaylamayan bir bilinç veya çevre korkusu nedeniyle engellendiğinde ortaya çıkan çatışmalarıyla ilgilidir.
Bu yönelme ve çatışmaların hikayesi dramatik sembollerle anlatılır, ve çoğu rüyada semboller renksizdir.
Bunun ne önemi var?
Cevabım, etkin olabilmeleri için sembollerin renge ihtiyacı yoktur. Güller hakkında yazdığımız harflerin kırmızı olması gerekmez ve gökkuşağını beyaz kağıt üzerindeki mürekkep lekeleriyle tanımlayabiliriz.
Deneysel psikologların bulgularına göre eğer bir insanı ışık, ses, koklayacak bir şey bulunmayan ‘sınırlı bir çevreye’ koyarsanız ve onu dokunabileceği neredeyse algılanamaz bir tek şeyle ılık bir banyonun içine sokarsanız, kurban kısa süre sonra ‘birşeyler görmeye’, ‘bir şeyler duymaya’ ve tuhaf gövdesel duyulanımlara başlayacaktır.