Seyid Ahmet GÜLTEKİN

Seyid Ahmet GÜLTEKİN
Görmeden bakan, duymadan dinleyen, hissetmeden dokunan, düşünmeden konuşan insanlardan uzaklaşın Leonardo Da Vinci
Puan vermedi·440 syf.··
2019 59. kitabı
Vatanından uzakta yaşamak, hele sürülmek elbet tarifsiz bir acıdır. Garip kalırsın konuşacak, dertleşecek soluklanacak birilerini ararsın hep, ama bulamazsın... Bir film şeridi gibi geçer gözünün önünden yaşadıkların,toprağının kokusunu hissedersin taa uzaklardan, burnun direği sızlar, gözlerde yaş kalır sonrasında... Kendinle konuşur, kendinle dertleşirsin, küçük bir çocuk kadar masum ve korumasızsındır artık. İnsan her daim acısını da, mutluluğunu da birileriyle paylaşmak ister. Beden başka topraklarda iken, doğduğun toprakların nefesi ile nefeslenerek, oradaymışcasına yazılan özlem, hasret, çile ve ızdırap dolu Anneye yazılmış 15 mektup, işte bu duygularla sipariş ettiğim bir kitaptı... Lakin, her mektupta cinselliğin gereksiz şekilde yer almasını hafsalam almadı bir türlü. Bu bölümleri garipseyerek ve sıkılarak okudum maalesef. Ulaşsın veya ulaşmasın anneye yazılan mektuplarda bunlardan bahsedilmesi, çok güzel yemeğe gereksiz şekilde tuz atmak gibiydi sanki. Bu durumun diğer okuyucu incelemelerinde yer almaması nedeniyle, benim gibi düşünerek kitabı okumak isteyenlerin de aynı duruma düşmemeleri adına yazma ihtiyacı hissettim. Okuma düşüncesinde olan kitap dostlarının bu durumu göz önünde bulundurmaları, kitabın akıcılığı ve bütünlüğü açısından fayda sağlayacağı kanaatindeyim.
Anneme MektuplarCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 2016114 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·320 syf.··
2019 58. kitabı
Nedir insan tanımımız? Irk, dil, din mi? Servet ve debdebeli bir hayat mı? Mao Zedong: Çin Komünist Devrim’i lideri, iktidara geldiği ilk beş yılında 5 Milyondan fazla insanı idam ederek veya işçi kamplarına göndererek öldürdü.“İleri Büyük Atılım” ve “Kültür Devrimi” adını verdiği iki adet sosyal programı vardı. Birinci hedef Çin’i sür'atle endüstriyelleştirmek bu programların uygulama safhasında 20 milyondan fazla insan açlıktan öldü. Sonrasında “Sosyalist Eğitim” hamlesi adı altında kendisine muhalif entellektüelleri öldürmeye başladı.Bu program sonucuda 4-7 milyon insan öldü.100 Çiçek Harekatı ile 30 milyon insanın bir kaç ay içinde açlıktan ölmesine neden oldu. Katlettiği insan sayısı 50 milyondan fazladır. İnsanlık tarihinin en kanlı diktatörüdür. Adolf Hitler: Alman Nazi Partisi lideri. 1934-1945 yılları arasında Almanya’nın tartışmasız tek diktatörüdür. Amacı Yahudilerden kurtulmak ve Avrupa’da hegamonya kurmaktı. Döneminde Alman endüstrisi büyük bir ivme kazanmış ve korkunç boyutlarda silahlanmıştır. 6 milyon Yahudi olmak üzere 17 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olmuştur. Leopold II: 1865-1909 yılları arasında hükümdarlık yapmış Belçika’nın ikinci kralıdır. Kendisi sömürgeciliğe yürekten inanıyordu. Kongo halkına yaptığı insanlık dışı eziyetler ve katliamlarla adını tarihe yazdırmıştır. II.Leopold’un hükümdarlığı döneminde, Kongo nüfusu tahminen 20-30 milyondan 9 milyonun altına düştü. Josef Stalin: Komünist Parti’nin ilk genel sekreteridir. Lenin’in ölümünden sonra 1924′te Sovyet lideri olur. İktidara gelirgelmez Sovyetleri sanayileştirmek adına tarım üretimini yok eder ve korkunç bir kıtlığa sebep olur. Ukrayna’da açlıktan öldürdüğü insan sayısı 10 milyondan fazladır. 1930′ların sonuna doğru “Büyük Temizlik” adını verdiği bir girişim yapar. Bu
Auschwitz DövmecisiHeather Morris · Pegasus Yayınları · 20191,589 okunma
Puan vermedi·286 syf.··
2019 28. kitabı
youtube.com/watch?v=rzVhLQT... “İçsem de bir kadeh hayat iksirinden, Zamansız ayrıldım, bilinsin Fikriye’den. Bıkmadım ki doyayım o narin ellerinden, Ümmid-i aşkım saracak seni, cefakâr teninden.” Fikriye; duygusal, iyi yürekli, cesur bir Türk kadını. Hayatını tam manası ile sevdiği adama adamış bir âşık. Paşası (M. Kemal) için yapamayacağı tek bir fedakarlık dahi yok. Canı da buna dahil. Mustafa Kemal’i karşılık beklemeden, yürekten ve sadece “o” olduğu için seven annesinden sonraki tek kadın… Latife; Aşkın diğer kadını Latife, M. Kemal’in söylediği gibi onu mevkii için seven, kıskanç ve kaprisli bir kadın. Keşkelerimiz olmasın isteriz, ama hayat hep eksikleriyle gelir. Hep yarım kalır hayata dair yaşanılacaklar. Ülkenin yangın yerine dönmesi, dört bir tarafın düşman postallarının altında eziliyor olması müsaade etmedi belki yaşanılacak güzelliklere… Yunanlıların İzmir’ den giderlerken çıkarmış oldukları yangının kıvılcımları Latife'nin yüreğinde aşk ateşini alevlendirirken, garip Fikriye’ nin yüreğini ise ayrılık ateşiyle kavurmuştu. Kaybedilen anne, baba ve kardeş acılarının dindirildiği ve huzurun limanı olan Paşa’ sının yüreğinden, Latife fırtınası alıp savurup atacaktı. Oysa neler yapmazdı ki Paşa’ sı için… Bir kuş yüreği gibi pır, pır atan gururlu ve asil yürek kaldıramamıştı ayrılık acısını. Hastalanmıştı kan tükürüyordu ama Paşa'sından ayrılmamak adına saklıyordu hastalığını. Sanatoryuma yatırılması yönünde karar alınmıştı ve Almanya’ ya gidecekti. Oysa onun en çok yüreği acıyor ve ağrıyordu, Paşasından ayrı kalacak ve gurbette olacaktı çünkü. Sanatoryumlar yürek acılarını dindirip iyileştirebiliyorlar mıydı acaba? Almanya’ da belki bir cerrah tarafından değil ama bir gazete haberi ile alacaktı neşter yarasını kalbine, tükürdüğü kanlar
Gazi ve FikriyeHıfzı Topuz · Remzi Kitabevi · 20011,245 okunma
Puan vermedi·227 syf.··
2017 60. kitabı
Çok kıymetli yazarımız, Servet SOMUNCUOĞLU topçuların, popçuların, evlilik ve yarışma programlarında boy gösterenlerin kabul gördüğü toplumumuzda belki de birçok insan tarafından tanınmadan 06 Ağustos 2013 günü, İstanbul'da 49 yaşında iken bu âlemden göçtü. Kaldı ki hiçbir zaman böyle bir derdi de olmadı. Onun tek derdi TÜRK kültürüydü bu uğurda, Çin’den İzmir’e kadar çizilecek bir çizginin kuzey ve güneyinde yer alan ülkelerde 150.000 kilometre kat etmiş, bunun için 4 yılını harcamış ve 1 milyon kaya üstü resim tespit etmiş, bulundukları yerlerde ilk incelemelerini yapmış, hepsinin resimlerini çekmiştir. Tüm dünya tarihini alt üst edecek, Türk tarih ve kültürünü gerektiği yere getirmiştir. Türklerin M.Ö 3000 yıllarından beri Anadolu'da olduğunu ispatlayan ve tüm ezberleri bozan yine Servet Hocamızdı. Mekânın cennet olsun… Türk Kültür Tarihi yetim kaldı ne yazık ki… Kitap kahramanımız Ethem Sarısülük’ün babası yani “Ulu Kam”, Muzaffer Sarısülük’ tür. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden mezun. 1985 yılında ilk olarak Şanlıurfa’da öğretmenliğe başlamış. 1989 yılına kadar görev yapmış. Dönemin Başbakanı Turgut Özal’ a yazdığı sünnet karşıtı mektubu nedeniyle soruşturma geçirmiş ve bir gün ceza almış. Şanlıurfa’dan sonra Kayseri’ye atanmış. Yarım dönem çalıştıktan sonra da istifa ettiğini belirten dilekçeyle öğretmenlik mesleğini sonlandırmıştır. Yazarımız ile Ulu Kam Asker ocağında tanışmışlardır. Kutsal ocakta başlayan konuşmalar, dağıtımları sonucunda farklı illerde olması dolayısı ile mektuplara dönüşmüştür. Askerlik sonrasında da zaman, zaman mektup, belirli aralıklarla da bire bir görüşmelerden oluşmuştur. Askerlik süreci sonrasında kendi belirlediği yaşam tarzından asla taviz vermeyen Ulu Kam yalnızlığı ve doğa ile baş başa bir yaşamı tercih etmiştir. Tıpkı
GallemitServet Somuncuoğlu · Matbuat Yayıncılık · 2015103 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2017 59. kitabı
O ki kadınların en yücesi... O ilk iman eden, ilk Müslüman olan... O ki yeryüzünde aşkın mihrakı O Allah’ ın sevgilisine yar kıldığı sevgili… O gece gibi örten, Allah'ın Resulüne setr (Örten, koruyan) olan... Allah'ın ve Cebrail Aleyhisselamın selam gönderdiği o yüce anne... O Ehlibeytin ninesi… O Haticetül Kübra. " Evvel ahir Haticetül Kübra... O Sebepler âleminde Resulullahın yegane dayanağı, kalbi peygamber aşkı ile dolu ruhu incelerden de ince Temiz ve Büyük Hz. HATİCE… Bir gün gözleri bulutlanarak etrafındakilere şöyle demişti Son Elçi: ‘’ Allah bana Hatice’ den daha hayırlı bir kadın vermemiştir. İnsanlar bana inanmazken, o bana inanmıştı… Herkes beni yalanlarken, O beni kabul etmişti… İnsanlar benden kaçarken, O beni varı yoğu ile desteklemişti… Ve… Allah bana başka kadınlardan değil, Hatice’ den evlat ihsan etmişti ’’ Hep merak etmiştim Hz. Hatice’ yi, Peygamberimizin sevgisine bu kadar mazhar olmasını !!! Hz. Hatice’ nin baki âleme göçünden sonra bile Peygamberimizin her daim özlem ve vefa ile kendisinden bahsetmesi dikkatimi çekmişti. Meğer Hatice demek tarifi yapılamayan, örnek gösterilemeyen her şey demekmiş… O ki Mekke’ nin ve Ebu Talib’in Yetimine sahip çıkan, ona evini yüreğini açan, saran sarmalayan, örten, üşüdüğünde Peygamberimizi yüreğinde ısıtan Hatice'tül Kübraydı o… Anlatılamazdı kelimeler yetmezdi onu anlatmaya… Yazar değerli eserinde, Hacer Annemiz ile başlayıp, Hz. Hatice’ye ulaşan bir fedakârlığın, vefanın ve anneliğin örneklemesini yapmıştır. Hacer Annemiz ile Safa ve Merve tepelerinde koşuştururken, sakine rüzgârlarında soluklanıp, zemzemle gideriyoruz susuzluğumuzu… Bereke’ yi (Ümmü Eymen) tanıyoruz, annemden sonraki annem dediği dadısını… Dücace’ nin hazin hikâyesini, Berenis’ in aşkını ve sevdasını uğruna çektiği acılara şahit
Din
Çöl / DenizSibel Eraslan · Timaş Yayınları · 20091,921 okunma