Seyid Ahmet GÜLTEKİN

Seyid Ahmet GÜLTEKİN
Görmeden bakan, duymadan dinleyen, hissetmeden dokunan, düşünmeden konuşan insanlardan uzaklaşın Leonardo Da Vinci
Dokunduğum Yarala(r)
Puan vermedi·320 syf.·
2023 6. kitabı
Ben, Benim de bir hikâyem olduğunu fark etmem, müşteri temsilcisi ile yaptığım telefon görüşmesi sırasında oldu. Belki de özlemin ve yalnızlığın yarım kalan bütün hikâyelerini benden önce dinlemişsinizdir. Ben de uzun uzun başkalarının hikâyelerini dinlemiştim. Bir arama ile başlayan benim hikâyemi geç de olsa bugün öğreneceksiniz.  Önceki günler nasılsa o gün de öyle başlayacak sanmıştım. Her sabah kurduğum saatin alarm sesine uyanırdım. Alarm çalmaya devam ettikçe sağa sola döner durur, susunca da yorganı kafama çekip tekrar uyumaya çalışırdım. O sabah diğerlerinin aksine, susmasını dilediğim, anlatmamın imkânsız olduğunu bildiğim yaşantımdan bir telefon sesiyle uyandım. İsteksizce ahizeyi aldım elime; - Alo - Alo, günaydın. Heyeman  seyahatten  arıyorum....... hanım ile görüşebilir miyim? -Buyurun ben.. -...... hanım, 24 Mayıs Saat: 06.00 otobüsü 1 numaralı koltuk rezervasyonunuzun teyidi için aramıştım. Birden hatırlamaya çalıştım.  24 Mayıs ve saat: 06.00 tarihinde yapmak istediğim yolculuk için nereye rezervasyon yaptırmıştım? Rakamsal takıntılarım vardır benim, çift rakamları sevmesem de 6 sayısının  hayatımın dönüm noktalarının işareti olduğuna inanırım. 2 ve 4 toplamı 6, ve Saat: 06.00 … Tarih ve saati benim seçmiş olduğum belli. Bir  numaralı koltuk evet…Yolculuklarda, tiyatroda, sinemada,  sürekli bir numaralı koltuk tercih etmişimdir. Herkesi arkamda bırakıp  beni görüyor olmalarındaki  istek mi,  yoksa kimseyi görmeme arzusu mu anlam veremediğim farklı bir takıntı. O koltuk boş değilse yolculuğu ertelediğim çok olmuştur. Sebebini bugün bile çözebilmiş değilim, size nasıl anlatayım ki! Bir de kimseyi istemem yolculuklarda yanımda, tekli koltuk yoksa yanındaki olanı da satın alırım. Binenler, inenler,  arada bir iki ''nasılsınız, yolculuk nereye '
Roman
DokunmadanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 201711,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2022 29. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Ağustos 2022 11:50
"Neresi olduğunu bilmediğim bir yerim sızlıyor." Galiba kitabı okurken ve bitirdikten sonraki hislerimi en iyi anlatabilecek olan söz, yine kitapta geçen bu söz. Sızlayan kalbim mi, ruhum mu, geçmişim mi, yoksa geleceğim mi?.. Bilmiyorum ve kitabın oluşturduğu duygu yoğunluğuyla ilk kez bir incelemeyi ağlayarak yazıyorum. Çünkü Dokunmadan, adının aksine yüreğe dokunmadan geçen bir kitap değil. "Şuramda bir şeyler var Sahiden bir şeyler var Haykırmadan anlatamam." Diyor ya Turgut Uyar Ben de haykırarak anlatmak istiyorum. Dokunmadan, 29 yaşındaki Adalet'in bir gün ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenmesiyle başlıyor. Adalet, bu yaşına kadar hayata ve insanlara dokunmadan, etliye sütlüye karışmadan öylesine yaşayıp giden bir karakter. Hayattan bu derece kopuk yaşamasına rağmen onu bu kadar erken kaybedeceğini anlayınca aslında hayatı sevdiğini fark ediyor Adalet. Ve çocukluğundan beri yakasını bir türlü bırakmayan suçluluk duygusuyla ilk günahını düşünmeye başlıyor. Çocukken bir arkadaşının oyuncak ayısını ondan aldığını hatırlıyor ve onu sahibine geri vermek için düşüyor yollara...Bu kısımdan sonraki olayları her ne kadar anlatmak istesem de tat kaçıran olmaması adına burada bırakıyorum. Biraz da kitabın derinlerinde anlatılanlara değinmek istiyorum. Adalet anne babası tarafından sevilmemiş ve sevgisiz büyümüş biri. O küçük kız çocuğuna sarılmayı o kadar çok istedim ki okurken... Çocukluk dönemindeki eksikliklerin, yaşananların insanın hayatını nasıl şekillendirdiğinin iç acıtan bir örneği Adalet. "Bir insanın anavatanı çocukluğudur." diyor Epictetus. Bu sözün doğruluğunu Adalet'in hikayesinde bir kez daha görüyoruz. Çocukluğunda sevilmeyince Adalet de sevilmeme korkusuyla kimseyi sevmemeye karar vermiş, kabuğuna çekilmiş, ördüğü duvarların arasında yaşamış hep,
Edebiyat
DokunmadanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 201711,5bin okunma
“Kimseden sevgi dilenme. Dilencilere kıymetli bir şeyini vermez hiç kimse.”
Aşkın Karmaşası Belleğin Sığınağı
8/10
·458 syf.··
Beğendi
·
2025 353. kitabı
Kendimi bir nehrin içinde sürükleniyor gibi hissettim; akıntısı güçlü, yönü belli ama üzerinde duracak bir yer yok. Kitap, bana bir zamanlar elimden kayıp giden dostlukları, kelimelerle anlatamadığım kırıklıkları ve sessizce içimde biriktirdiğim özlemleri hatırlattı. Karakterlerin terk edenlerle kalanlar arasında gidip gelen ruh hâli, kendi hayatımdaki seçimlerime çarpan bir aynaydı; bazen acıtan, bazen de yüzümü ısıtan bir ışık gibi. Okurken bir yandan geçmişime döndüm, sokakları, mahalleleri, çocukluğumun saklı köşelerini anımsadım. Bir zamanlar arkadaş dediğim insanların gidişi, bir öğleden sonra boşalan parka bakışım, kendimi fark etmeden büyüyen yalnızlığım… Ferrante bunları öyle bir yoğunlukla anlatıyor ki, her cümlenin ritmi kalbimin atışıyla eşleşiyor. Ben, karakterlerin hissettiklerini yaşarken kendi yaşanmışlıklarımı da bir yandan tartıyorum; hangi adımlar doğruydu, hangi elleri tutmalıydım, hangi sesleri duymazdan geldim… Aşkın karmaşasını okurken içimde bir sıcaklık ve sarsıntı aynı anda hissettim. Sevdiğimiz insanlarla olan ilişkiler, bazen bizi tamamlayan, bazen de bizi eksik bırakan birer gölge gibi. Kitapta geçen her yakınlık ve uzaklık, kendi kalbimin derinliklerinde yankılandı. İlk gençlik hatalarım, sessiz pişmanlıklarım, belki de hiçbir zaman telafi edemeyeceğim kırıklıklar bir anda önümde durdu. Ama Ferrante bana, her kaybın ve her terk edişin insanı nasıl güçlendirdiğini, nasıl yeni farkındalıklar getirdiğini de gösterdi. Karakterlerin içsel yolculukları, benim kendi ruhumla yaptığım hesaplaşmalarla birleşti. Bir sahne vardı, yalnız kalan birinin kendi evinde sessizce oturuşu, geçmişiyle ve kayıplarıyla yüzleşmesi… Ben o anda kendi odama döndüm, eski fotoğrafları karıştırdım, bazı hatıraların üzerindeki tozu üfledim ve bir zamanlar unuttuğumu
1000Kitap
Terk Edenler ve KalanlarElena Ferrante · Everest Yayınları · 20251,596 okunma
'Kararlı olmak, sessiz olmak demektir. '
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 11:45
Gerçek hayatta sık rastlayamadığımız, filmlerde geçen duygu dolu bir sahne vardır. Salon kalabalıktır, herkes kendi arasında sohbete dalmıştır, siz mikrofonu alır bir şeyler söylemeye başlarsınız, herkes susar. Bir an tereddüt edersiniz ve salonda bulunan, arkadaşlarınızı, ailenizi, sevdiğiniz ve hiç sevemediğiniz insanları şaşkına çevirecek o konuşmayı yapmaya başlarsınız. İlk dakikalarda içinizden bir ses bunun delilik olduğunu söyler ama son cümleye geldiğinizde, sizin bu cümleleri söylemeye, dinleyenlerin de bunları duymaya uzun zamandır ihtiyaç duyduğunu anlarsınız. Darian Leader size uzaktan göz kırpıp, onay veren ve bu çılgınlığı başlatmanız konusunda sizi yüreklendiren bir analist... O halde başlayalım :) Şakaydı elbette ama bu uzun ve yorucu :)) 9 yılda, bana en az kitaplar kadar yardımı olan kıymetli arkadaşlarıma teşekkür ederim. Darian Leader, Lacancı bir psikanalist. Lacan'ın teorilerini kendi eserlerinden kavramanın güçlüğünü gidermek için âdeta özel bir çaba sarfediyor. Zaman zaman Klein ve Lacan'ın düşüncelerinin bağlantılarını da bulmaya çalışıyor. Ama bunu psikiyatrinin tatsız atmosferinden çıkarıp ilgi çekici, entelektüel ve öğretici bir yolculuğa dönüştürüyor. Leader, 'Kesinlikle Bipolar' eserinde yaygın şekilde kullanılan psikiyatri ilaçlarının gerçek yüzünü ortaya çıkardığında kendisine çok saygı duymuştum. Hattâ ilaç pazarına müşteri kimliğiyle dahil edilen hastaya 'en çok işe yarayacak kokteylin' hazırlandığını ifşa eden cümlesi alkışlanasıdır. Bu eseri bitirip de, ben manik-depresyonu tanımlayan motifleri anlayamadım diyebilecek kişi çıkmaz sanıyorum. Bir analistin yazmaktan büyük keyif alan bir edebiyatçı gibi bir üslûp geliştirdiğini görmek okuru da motive eden ana etkenlerden biri. Bir bilgi yığını olmasından çok günlük hayatın içine
Psikoloji
İş İşten Geçtikten Sonra Verilen SözlerDarian Leader · Ayrıntı Yayınları · 200011 okunma