Gününü değerlendirmeye bakacaksın...günün nasıl değerlenir, bak anlatayım: şimdi ömrünü bitmiş say, ömrün bitmiş de sen yalvarmış, yakarmışsın, sana gözyaşların için cabadan bir gün daha vermişler... işte şu anda da o bir tek son günün içinde bulunuyorsun... işte o son günde ne yapacaksan, her gün onu yapacaksın.
O zaman bu bahçede gezinmem ki, der çocuk.
Ne yaparsın ya?
Ağlarım.
Zira bir doktorun ya da tesisatçının yetkisi hiçbir zaman sorgulanmazken sanat eserinin ne olması gerektiği ya da nasıl yapılması gerektiği konusunda herkes kendini yetkin bir eleştirmen ve yeterli bir hakem olarak görmektedir.
“Faşizm” terimi her şeye uyarlanabilir hale gelmiştir, çünkü bir veya daha fazla özelliği ortadan kaldırılsa bile faşist bir rejim faşist olarak tanınabilir. Faşizmden emperyalizmi çıkarın, karşınızda Franco’yıı veya Salazar’ı bulursunuz; sömürgeciliği çıkarın, Balkan faşizmiyle karşı karşıya kalırsınız. İtalyan faşizmine radikal bir kapitalizm karşıtlığını ekleyin (aslında Mussolini de kapitalizm hayranı olmamıştır hiçbir zaman), Ezra Pound çıkar karşınıza. (Resmî faşizme tamamıyla yabancı öğeler olan) Kelt mitolojisi kültüyle Kutsal Kâse mistisizmini ekleyin, faşist guruların en saygı görenlerinden Julius Evola’yı görürsünüz.