Şeyma Yıldırıcı

Şeyma Yıldırıcı
@Seymaayldrc
Konya/Antalya
24 Haziran
19 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
Reklam
Anna
Sarılalım diyecektim az kalsın. İçimden böyle şeyler de geçiyor işte. Sarılalım, dudakların.... Tamam sustum. Gitmek istemezsen bir şiir miktarı kadar otursak diyorum. Şiir kalsın istersen, sadece otursak. Oturmasan da olur benimle, sadece ellerimi tut. Ellerimi tutma dilersen sadece yüzüme bak. Yüzüme bak ama Anna, yüzüme bak. Gözlerime bak, gözlerimin içine bak. Gözlerim biraz karanlık. İçinde cenkler, ayinler, kesik damarlar, kapıları yumruklayışlar, cipralex'ler, Turgutlar, Edipler, Sezailer, siyahlar, beyazlar, uykusuzluklar, bitmeyen baş ağrıları, bildirilerin öfkesi, duvarlara uzun dalmışlıklar var. Gözlerim biraz yorgun. İçinde bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler.... Bekleyişler Anna. Köylü çocukların parasız yatılı sonuçları mesela. Nişanlısı askerde kızlar, kızı ölüm orucundaki baba, babası tersanede oğul, oğlu şizofren anne. Hepsini sayamam gerçi, utançlarım da var. Ama geçecek hepsi, geçecek. Şifalı gözlerin her şeyi iyi edecek. Gözlerimin içine bakmaktan korkma Anna. Sen adımını attığın andan itibaren Hira dinginliğine dönüşecek ortalık. Tanrı bizimle de konuşur belki.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Edebiyat
Bambaşka bir yerde ayıldım. Sonra Allah'a teşekkür ettim; yeniden bozacağımdan kuşku duymadığım yeminler edip sözler verdim. Insan hayatın bir yerlerinde ölüyor aslında. Ruhuyla arasına yaşamak kadar uzun bir mesafe giriyor. Ölüyor insan ve yeniden diriliyor. Umut etmek için diriliyor, başlayabilmek için diriliyor, doğru dürüst bir tek cümle kurabilmek için diriliyor işte. Sonra... Sonrası karanlık
Sayfa 32·Kitabı okudu
Edebiyat
Yavaşça dokun yaralarıma. Yavaşça. Annesi dün ölmüş çocuklara dokunurcasına şefkatle. Bin yıllık mushafın sayfalarına nasıl dokunursa insan, öyle dokun. Ben kolayca incinirim bilirsin. Kolayca hasta olur, kolayca vazgeçerim zor olan ne varsa. Kolayca doğmuşum, annem öyle söyler. Kimseler fark etmemiş dünyaya geldiğimi. Bir tek annem anlamış, annem sarılmış, annem kesmiş aramızdaki bağı, annem ağlatmış, annem emzirmiş, annem uyutmuş sonra. Bir nefeste doğmuşum gece yarısı. Bir nefeste ölürüm biliyorum. Zamansız ölürüm. Seni zamansız gördüm mesela. Zamansız kör oldu gözlerim. Zamansız yaşlandım. Konuşmayı unutmam zamansız. Gönderdiğim postalar, işe gidişlerim, eve dönüşlerim, doğum günü kutlamalarım hep zamansız. Yaşamak böyle bir şeymiş gibi geliyor bir süre sonra. Alıştım. Sormuyorum artık bindiğim otobüsün nereye gideceğini, neye inanıyor Stavrogin, ne zaman geçecek baş ağrılarım. Sormuyorum, o kadınların şimdi nerede olduklarını.
Sayfa 40·Kitabı okudu
Edebiyat
Kaderini Sev
İnsan, değiştiremeyeceği karşısında, kaderine rıza göstermeyi bilmeli. "Kaderini sev," demişti Nietzsche, "kaderini sev ki o senin hayatındır." Hepimiz kırılgan varlıklarız. Hayat hakkında bir düş kuruyoruz, sevdiklerimizle sonsuza dek birlikte olacağımızı, bela ve musibetlerin bize erişmeyeceğini hayal ediyoruz. Oysa hayat yordanamıyor. Ani sıçrama ve kırılmalarla seyri birden değişebiliyor. Hayat ırmağımız, bazen karmaşalar, beklenmedik olaylar, tesadüflerle yatak değiştiriyor ve bizi hiç ummadığımız bir menzile ulaştırıyor. Ona diyorum ki, "Derdini sev, kaderini sev, sana kuyuların karanlığından sonra aydınlığı göstereni sev."
Sayfa 122·Kitabı okudu
Psikoloji
Reklam