Kır çiçekleri ve manzara seyretmenin önemli bir kusuru var, bedavalar, diye açıkladı. Doğa sevgisiyle fabrikalar çalışmaz. En azından alt sınıflarda doğa sevgisini kaldırmaya karar verildi, ancak ulaşım tüketimi eğilimi kalacaktı. Çünkü elbette nefret etseler de kırlara gitmeye devam etmeleri önemliydi. Sorun, ulaşım tüketimi için kır çiçekleri ve manzara seyretmekten ekonomik olarak daha sağlam bir neden bulmaktı. Gerektiği şekilde bulundu.
Müdür, "Kitleleri kırlardan nefret etmeye şartlandırıyoruz," diye başladı. "Aynı zamanda onları doğa sporlarını sevmeye şartlandırıyoruz. Bunu yaparken de tüm doğa sporlarının gelişmiş aletlerle yapılmasını sağlıyoruz. Böylece hem endüstriyel ürünler, hem de ulaşım tüketiyorlar, işte buradan da elektrik şokuna giriyoruz."
Bu dönemde beni en çok etkileyen kitaplar arasında büyük gayretler sahibi prensesinin yaptıklarını anlatan hikaye olmuştur. Tümüyle kahramanlık, vatanı korumak, sine sımsıkı sarılmak, Allah yolunda cihad etmek, yükselmek ve şeref kazanmak için mücadele etmek, gibi duygular aşılayan kitapları okuduğumuzu hatırladığım, diğer taraftan günümüzün yetişmekte olan gençliğinin okuduğu tümüyle asılsız hikayelerine, güçsüzlük, iradesizlik ve korkaklık aşılayan kitaplara baktığımda dünkü genel kültürle bugünkünün genel kültürü arasındaki tekamül farkını daha iyi anlıyor ve yetişmekte olan kuşaklara kitap, hikaye, gazete veya dergiler yoluyla sunulmakta olanbu kültürün sağlam bir ayıklamaya tabi tutulması gerektiğine inancım güç kazanıyor...
Adil Düzen'deki Selem Senedi'nde senet, malı temsil etmektedir. Dolayısıyla piyasada ne kadar çok senet varsa bu durum o kadar çok malın var olduğu etkisini yapar. Dolayısıyla ucuzluğa sebep olur. Halbuki Faizci Kapitalist Düzen 'de senet parayı temsil ettiği için piyasada ne kadar çok senet varsa o kadar çok para var gibidir. Dolayısıyla senet ne kadar çoksa o kadar çok pahalılığa sebep olur...