İnsan yorulunca vazgeçiyor uzun uzun cümleler kurmaktan, tahammülsüzleşiyor kaçmak istiyor her şeyden. Yorgunluktan sindiğim köşede gökyüzüne değilde dizlerime bakarken anladım.
“Sözler hakikat değildir, ağzımızdan çıkan seslerdir. Yeryüzünün gelmiş geçmiş en yetenekli söz ustaları dahi yaşamın en basit anlarını bile bize gerektiği gibi anlatamaz. Renkleri gösteremez, kokuyu duyuramaz, dokunuşun verdiği hazzı hissettirmez, sesleri işittiremez, yiyecekleri tattıramaz; diyelim ki bir mucize oldu bunları yaptı, ama insanların ruhunda olup biteni aktaramaz. Belki akıl yürütür. Belki gürbüz düşüncesini aklın üç ayağından biri olan mantığın üzerine bindirip, zihnin sonsuz ufuklarında keyfince gezdirir, ama insan ruhunun anbean değişen halini asla gerektiği gibi anlatamaz”
Oysa bütün mahlukat sabrın ipliğiyle bağlıdır birbirine. Dünya sabırla döner. Çünkü güneşin de ayın da zamana ihtiyacı vardır. Sabırlı ol. Büyük sırlara ermek için sabır denizinde yüzmeyi öğrenmen lazım. Çünkü sırlar, sabır denizinin dibinde saklıdır.