“Ah, Centilmen Joe!”
“Jimmy McGrath! Vay, vay, vay!”
“Castle’ın Seçkin Turları”na katılmış olan sıkıntılı yedi kadınla terli üç erkek bu sahneyi ilgiyle seyrediyorlardı. Sevgili Bay Cade’in eski bir dostuyla karşılaştığı anlaşılıyordu. Hepsi de Bay Cade’e hayrandılar. Uzun boylu genç adamın ince biçimli vücudunu, güneşten bronzlaşmış yüzünü, tartışmalarını neşeyle sona erdirerek onlara şevk vermesini takdir ediyorlardı. Ama şimdi... Bay Cade’in bu ahbabı biraz acayip halli bir adamdı doğrusu. Boyu Bay Cade kadardı ama vücudu tıknazdı. Sonra öyle yakışıklı da değildi. Bu tiplere ancak okuduğunuz kitaplarda rastlardınız. Herhalde adam meyhaneciydi. Ama yine de ilgi çekici bir insandı. Zaten yolculuğa da bu yüzden çıkmıyor muydunuz? Kitaplarda okuduğunuz bütün o acayip şeyleri görebilmek için... Bulawayo’da sıkılmışlar da. Sıcak dayanılacak gibi değildi. Otel rahatsızdı. Arabayla Matoppos’a gidinceye kadar yapılacak bir şey de yoktu. Neyse ki Bay Cade onlara kartlar almalarını söylemişti. Burada pek çok resimli posta kartlarından vardı.