S.B

"Herkesin kafasının içinde kendine göre bir işkence odası var." - Erich Maria Remarque
Felsefe-Düşünce
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Samuel Hamilton, gece atla eve dönerken her yer ay ışığı altındaydı. Tepeler, beyaz tozlara bürünmüş birer ay gibiydiler. Ağaçlar ve toprak, ay gibi çorak ve sessiz, ay gibi havasız ve ölüydü. Kuytuluklar, ton vermeyen bir karanlığa gömülmüştü, açıklıklar ise renksiz bir beyazlıkla örtülüydü. Orada burada, Samuel’in gözüne takılan bazı kıpırdanmalar vardı. Ay ışığında beslenenler iş başındaydı. Geyikler, ay ışığında bütün gece otlar, gündüzleri de çalılar arasında uyuklarlar. Tavşanlar, tarla fareleri ve kovalanan bir sürü küçük yaratık, bu gizleyici ışıkta kendilerini güven içinde duyar, sıçrayıp hoplar, sürünür, burunları tehlike kokusu aldı mı da oldukları yerde donup kalırlar, taşa, çalıya benzerler. Öbür hayvanlar da iş başındaydı. Uzun boylu gelincikler kahverengi ışık dalgaları halinde dolaşıyor, yaban kedileri hemen hemen hiç görünmüyor, yalnız yeşil gözleri ışıkla karşılaşıp bir-iki saniye parladığında fark ediliyorlardı. Tilkiler, kalkık burunlarıyla sağı solu koklayarak sıcakkanlı bir av arıyorlardı. Rakunlar, durgun suyun yanında kurbağalarla konuşuyorlardı. Çakallarsa, yamaçlarda acıdan ve sevinçten sarhoş, duygularını yarı ağlar, yarı güler gibi, tanrıçaları aya haykırıyorlardı. Ve hepsinin üstünde, karanlık gölgeliklerde baykuşlar uçuşuyor, aşağıya ürpertili lekeler düşürüyorlardı. Öğle sonu rüzgârı dinmişti, şimdi soluk alır gibi usuldan bir meltem esiyor ve arada bir çıplak tepelerden yansıyan sıcak hava dalgalanıyordu.
Roman
10/10
·74 syf.··
2022 5. kitabı
Kitap bugün elime ulaştı. Henüz okumaya başladım. Şunu söyleyebilirim ki her satırında kendinizi bulacaksınız. Okurken bıkmadan okuyorsunuz. Tavsiye ederim
YA SENMerve Tutar · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık (KDY) · 048 okunma
“Bundan yirmi beş yıl kadar evveldi. Aksaray’ın Horozuçmaz Mahallesi Lâlegül Sokağı Hane No. 54, Cilt No. 22, Sahife No. 669’da, iki katlı ahşap bir evde, medeni hali bekâr, cinsiyeti erkek, dini İslam bir çocuk dünyaya geldi. Babası tütün rejisi muhasipliğinden, on sekiz yıl dört ay yirmi iki gün sonra emekliye ayrılacak olan Hüsnü Bey, annesi de ev kadını Mürüvvet Hanım’dı. Turgut bir ebe marifetiyle, babası ahşap evin alt katında merak ve endişeyle kıvranır ve beş dakikada bir merdivenleri tırmanırken dünyaya geldi. Daha doğrusu, yazık ki, yedinci kere merdivenleri tırmandıktan sonra aşağı inerken doğdu. Evin içinde mahallenin yaşlı kadınları dolaşıp duruyor ve Hüsnü Bey de orada, varlığı gereksiz bir insan olduğunu düşünerek, kendini nereye koyacağını bilemiyordu. Kaynar sularla dolu taslar üst kata taşınıyor ve sigara üstüne sigara içen Hüsnü Bey, bu taşıma işine yardım edecek gücü bile kendinde bulamıyordu. Hüsnü Bey o zamanlar çok zayıftı. Çocuk iki yaşına geldiği gün çektirilen fotoğrafta onu tanımakta güçlük çekerdiniz: ince bıyıklı, soluk benizli, genç bir adam. Başında, o yıllarda moda olan, siyah şeritli, geniş kenarlı bir şapka var. Bu şapka, onun silik yüzünü daha da önemsiz gösteriyor ve Hüsnü Bey resimde bir sığıntı gibi duruyordu.
Roman
İnsan Ruhunun Kâşifleri Edgar Allan Poe Lanetlenmiş yaratıcılar vardır. Onlar, insan iyidir, güzeldir, mükemmeldir gibi safsatalar yerine benliklerindeki kötülüğü, yıkıcılığı, nefreti anlatırlar. Oysa toplum bunları okumak, bilmek istemez, însanlarm istediği aşkla, sevgiyle, güzellikle örülü, acıklı da olsa sonunda umutlu biten öykülerdir. Gerçekten kaçmak, onunla yüzleşmekten daha kolaydır. Bu yüzden lanetli yazarların kabul edilmesi zordur. Zordur ama dehanın da bütün unutturma, yok etme çabalarına karşı inanılmaz bir direnme gücü vardır; sıradanlığın, vasat yaratıcılığın bilindik sözlerden oluşan kaim örtüsünü yepyeni bir bakış açısı, alışılmadık bir üslupla er geç yırtarak gün ışığına çıkar.
Roman