"Türk askerinin her biri Apollon'dan mâhir okçu, Herkül'den cesur insanlardı. Tek Türk askerinin on Bizanslı'ya karşı dövüştüğü görülüyordu. Bizans askeri ise, en elalâde Türk'ün bildiği harp kaidelerini bilmiyordu. Türk askeri, harp fenninde mâhir, yalnız savaşmak ve kazanmak fikri ile yetiştirilmişti."
Fatih'in Ayasofya'ya gelmesine şahit olan bir tarihçi, o andaki hislerini şöyle anlatıyor:
"Sultan Mehmed, dünyanın bütün taht şehirlerinin en ünlüsü olan İstanbul'a girdi. Ayasofya'da, Bizans halkının hayatını ve hürriyetini bağışladığını söyledi. Büyük İskender'leri, Artakserks'leri ve bütün dünyayı mağlûp eden mağrur Roma'ya galip geldi. 74 imparatorun saltanat sürüp savunduğu İstanbul'a hâkim oldu."
Çek filozof T. G. Masaryk (1850-1937) modern dünyadaki problemlerin birçoğunu yarı eğitime bağlıyordu. Ona göre, insanlarının tahrik edilmesinin ve dünyadaki kesinliklerin yıkılmasının nedeni, kamusal hayattaki yarı eğitimlilerin ağırlığıydı. Bütün inançlar şüphenin içinde eritilmiş, her tür ahlak göreceli hale getirilmişti ve sıradan hoşnutluk hali, sosyal düzenin temellerini destekleyecek kadar değil de sadece sorgulayacak kadar vizyona sahip insanların alaycı eleştirileri ile yok edilmişti.
(Allah'a hamd ve senadan sobra) Resulullah (as) şöyle buyurdu:
"Ey insanlar! Her şeyden önce kendi nefislerinize dikkat ediniz: Biliniz ki, sizden biri öldüğü zaman sürüsünü çobansız bırakıp , hiçbir tercüman ve arabulucuya muhtaç olmayan rabbi ile karşılaştığında , Allah ona: "Sana benim elçim gelmedi mi? Ben sana hadsiz hesapsız mal mülk vermedim mi? O halde sen bana ne getirdin" dediği zaman, adam sağına ve soluna bakar, ama yardımına gelecek kimseyi bulamayıp karşısında Cehennem'i görür. Öyleyse sizlerden kim bu ateşten kendisini korumak istiyorsa, bir parça hurma ile bile de olsa sadaka versin. Elinde sadaka olarak verecek hiçbir şeyi yoksa güzel söz söylesin. Zira yapılan bir iyilik Allah tarafından sahip olduğu değerin 10 ila 100 katıyla ödüllendirilir. Selam üzerinize olsun."