Şafak vakti, bulutların pembeliği
pencereye doluyor.
Hafif bir serinlik var havada,
Bu saatlerde hep böyle olmaz mı zaten;
Güneş dünyaya küsüyor gibi
İnsan en çok bu saatlerde üşür ve
en çok bu saatlerde düşünür.
Yazmak ister çoğu şeyi
deftere, kağıda belki de tarihe...
Düşünmenin, düşlemenin
ve özgürleşmenin vaktidir bu saatler.
Kimse olmaz bu saatlerde çoğu zaman
Yalınsındır,
Yalnızsındır.
Bir tek sen kalmışsın sana,
seni dinleyecek
Bir tek sen kalmışsın
seni anlayacak.
Seher TEMEL
Davasına kimsenin sahip çıkmadığı, kimsenin yakınlık göstermediği, bir iğnenin ucuna yerleştirdiği sıradan bir sineği bile alıp mikroskop altında incelemeyi ihmal etmeyen doğa bilimleri uzmanlarının dahi dikkatini çekmeyen bir yaratık, ömrünün son günlerinde de olsa palto biçimine bürünmüş ışıl ışıl bir misafir tarafından ziyaret edilmiş, yoksulluk içinde geçen kasvetli yaşamı bir an için bile olsa renklenmiş, sonra da çarların ve dünyadaki diğer tüm hükümdarların üzerine çöken felaket onun da karşısında belirmiş, yıllarca dairedeki arkadaşlarının acımasız alaylarına sabırla katlanan Akakiy Akakiyeviç “bir hiç uğruna bu dünyadan sessizce göçüp gitmişti.”