Sibel Öztürk

Sibel Öztürk
@Sibelyp
Oblomov - Ivan GONÇAROV (Ya şimdi ya hiçbir zaman, unutma!)
9/10
·622 syf.··
2022 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2022 11:52
Bazı kitaplar vardır, okurken kendimizden bir parça buluruz. Hatta bazen daha da ileri gider: "Bu kadarı da olmaz, bu kitap beni anlatıyor!" deriz. Hayatın bazı dönemlerinde öyle bir ruh haline bürünüyorum ki... İsmini veremediğim bir ruh haliydi, artık bir ismi oldu: OBLOMOVLUK. Nazım Hikmet'i sever misiniz? Hadi canım, nereden nereye atladın! Bir şiiri var hani, "Yaşamaya Dair" "Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi mesela, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, yani bütün işin gücün yaşamak olacak." Büyük bir ciddiyetle yaşamak... Yapıyor muyuz bunu? Ya da yapamadığımız ruh hallerinde bahanelere mi sığınıyoruz? Erteleyerek mi yaşıyoruz hayatı? Mandıra Filozof'unu izleyenler bilir, "Daha kaç yazın kaldı Cavit Bey?" diye soruluyordu Rasim Öztekin'e. Çok az yaz yaşadı o yıldan sonra ünlü tiyatrocu. Sahi, bizim kaç yazımız kaldı yaşanacak? Kaç defa daha ayvaların çiçek açtığını görebileceğiz? "-Niçin uyuyorsun? -Vaktin nasıl geçtiğini bilmemek için." (s. 434) Uyuyunca geçiyor mu peki bütün dertler? Peki ya uyanınca? İçmek ya da uyumak çözüm mü kurtulmak için dertlerimizden? Eseri okurken sayfa sayfa bekledim: İşte dedim, şimdi atacak üzerindeki ölü toprağını! Bir insanın içindeki közü aşk alevlendirmeyecek de ne alevlendirecek! "Aşk bazen beklemez, insanın içini bir ateş sarar, bütün varlığı ürpertir." (s. 352) Yazar kendi görüşlerini de başarılı bir şekilde sindirmiş esere. Rus insanını, düşünce yapısını, Almanlardan farklarını okura kahramanlar nezdinde sunmuş. Kahraman tahlillerini de oldukça başarılı buldum. Gerek Oblomov, gerek Ştoltz, Olga, Zahar, Agafya Matveyevna karakterleri başarıyla tanıtılmış okura. Okurken özdeşim kurabiliyor, onlarla sevinip onlarla dertlenebiliyorsunuz. "Bu an da geçecek! Dün
Edebiyat
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202150bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku... Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz."
9/10
·652 syf.··
Beğendi
·
2019 44. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2019 18:45
Her sabah kendinizi kocaman bir yalandan ibaret dünyanın kucağına bıraktığınızın kaçınız farkında? Gözleri hırstan, kibirden, dalkavukluktan, ikiyüzlülükten parlayan bu kalabalığa her sabah karışıyor olmak nasıl bir duygu? Binlerce insanın binlerin arasında yalnız hissetmesi, yaş aldıkça yalnızlaşmak, toplumdan daha stabil yaşamaya çalışmak ya da hepimizin kafasından mutlaka bir kez geçmiş olan bi sahil kasabasına yerleşme fikri, insanlar arasında tercih edilmiş bu yalnızlığın sonucu mudur? Bilemiyorum Altan. Hikayemiz tam da burda başlıyor. Bu kitabı aşk romanıdır diye düşünüp, dağınık kafamı biraz toplasın diye okumaya başladım. Aksine beni çok sinirlendiren bir okuma oldu. Yaşar Kemal’in ve Orhan Pamuk’un dilinden düşmeyen Parma Manastırı öncesinde girizgah olması adına önceliği bu kitaba verdim. Stendhal’ın Fransız edebiyatındaki gerçekçilik akımının en önemli yazarlarından biri olduğunu bu kitabı okuduğumda öğrendim, neden sinirlenmiş olduğumu da o zaman anladım. “Fransa’da kibirden başka bir şey göremiyorum.” sf(360) Bu kitabın bana kalırsa en can alıcı cümlesi buydu. Fransız Devriminin etkileri henüz tazeyken 1799 yılında Cumhuriyet ve devrim yanlısı Napolyon’un iktidara gelmesi şüphesiz Fransa’da dengeleri değiştirmiştir. Stendhal kendisi de Napolyon’un yaklaşık yirmi yıla yakın süren savaşlarında savaşmış, romandaki gerçeklik de anladığım kadarıyla bu savaşlar sayesinde bu derece gerçek anlatılmış. Yazar her ne kadar kitapta Napolyon’un icraatlarından övgüyle söz etse de, daha sonra ki yıllarda Napolyon’un da zaaflarına, ihtirasına yenik düşerek ülkeye Monarşi’yi tekrar geri getirişini eleştiriyor. Toplumsal sınıflandırmanın en çok hissedildiği Fransa’da soylu sınıfı ve ayrıcalıklı ruhban sınıfı, halkın tekrar örgütlenip kendilerini giyotine geçirmesinden
Kırmızı ve SiyahStendhal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202212,7bin okunma