Yine sonunda beni ağlatan bir Sabahattin Ali kitabı daha ...
-Ne kadar seversem seveyim ,bir kişiye bağlı kalmak bana garip geliyordu ...
-İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir. Bende bu fena cevher fazla miktarda mevcutmuş.
-İstersen onu al, bir kardeş gibi yanında tut, istersen onunla evlen...
-Neden?.. Neden uzun uzun dertleşmedik? Belki o zaman birçok şeyler başka türlü olurdu...
-Unutmayın ki dünyada en korkunç şey ümidini kaybetmektir.
-Ne yaptımsa kendi hesabıma, kendi rezilliğimle yaptım.
-Zeki olmak kuvvetli kafa ve bilgi sahibi olmak neye yarıyor? Bizi istediğimiz yere götüremedikten sonra...
-Beni olmayacak şeylerin hasretiyle kavuran o korkunç his...
-Herkesin bir tek dünyası vardır, o da kendisi...
-Eyvah!.. O beni kurtarıp temizleyecek derken galiba ben onu kendi ruhunun korkunç dünyasına çekeceğim...
-Bir kere parasizliğın büsbütün tesirsiz olduğunu nasıl söylerim?...
-En kabadayımız bile gevezelikten başka ne konuşuyor?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çünkü bilindiği gibi dünyada hiç bir şey insan ruhu üzerinde hiçlik kadar ağır bir baskı uygulayamaz . Her yerde ve sürekli olarak insanın çevresinde hiçlik, zamandan ve mekandan mutlak anlamda yoksun bir boşluk vardı.
İnsan bir şey bekliyordu, sabahtan akşama kadar bekliyordu . Hiç bir şey olmuyordu . İnsan bekliyor , bekliyor, bekliyordu, düşünüyor düşünüyordu, şakakları ağrımaya başlayana kadar düşünüyordu. Hiç bir şey olmuyordu. İnsan yalnız kalıyordu. Yalnız. Yalnız.