"Diyarbakır Askeri Hastanesine sevkedilen jeoloji mühandisi Erdinç Başer'in cesedi, birkaç gün sonra il dışında boğulup kurşunlanmış olarak bulundu..."
Babası ise, Erdinç'in boğulmasında kullanılan nevresimin Diyarbakır Askeri Hastanesi'nde kullanılan nevresimlerin tıpkısı olduğunu öne sürüyor, ama hiçbir gazete bu ayrıntıları yazmıyordu...
Bir insana böylesi cezalar öngören ve veren bir hukuk mantığının, m.ö. 106 yıllarında düşüncelerinden dolayı Romalı Cicero'yu yargılayan mantıktan farkı nedir? O günden bugüne binlerce düşün ve hukuk adamının nice çaba ile ürettikleri çağdaş hukuk kavramlarının, bizdeki hukuk anlayışına ciddi bir katkıda bulunamayışının nedeni nedir? Ya da Galile okullarda niçin anlatılır? Bir insanı düşüncelerinden dolayı yirmi yıl hapishanede tutmanın mantığı yeni bir çağa ve yeni kuşaklara nasıl açıklanır?
Toplumsal sancıların, sosyal çalkantıların, yolsuzlukların, yoksullukların, haksızlıkların böylesine sürdüğü bir ülkede bütün bu olup bitenlere karşı müthiş bir adamsendeciliği sahneleyen işçi sınıfının ve daha genel anlamda" halkımız"ın, sürüp giden bu kayıtsızlığı sizce de "yığın" tanımına yakışmıyor mu?
"Benim istediğim gibi biri olursan seni sevebilirim" gibi mantıklarla aşk pazarlığa yatırılyor; halbuki aşk, pazarlık konusu edilmeyecek belki de ilk insani erdemdir. Aşk, sevgiliyi nasılsa öyle sevebilmektir...