Nasıl ki sosyal bir varlık olan insan toplumla bağı olmadan uzun vadede yaşayamazsa "Tanri'ya " bağlanmayan bir birey dünyanın fiziksel ve ahlâki kışkırtmalarına ve tahriklerine kendi kaynakları ile karşı koyamaz,direnemez.
"Ruhu" göç eden ve vahşi bir hayvana yerleşen bir obje olarak algilayamayiz. Misal birisini eşek olarak tanimladigimiz zaman onun her açıdan dört ayaklı bir hayvan olduğunu kast etmeyiz. Özel bir açıdan eşeği anımsattığıni kast ederiz. Söz konusu insanın kişiliğinin veya psişesinin bir kısmını alarak o bölümü eşeğin imajıyla butunlestiririz.
Bir Kızılderili reisine iyi ile kötü arasındaki fark nedir diye sormuşlar verdiği cevap şudur : "Ben düşmanımın karısını koynuma alsam bu iyidir. Düşman benim karımı koynuna alsa bu kötüdür." Ve bu henüz "medeniyet" ile tanışmamış arkaik insanın onermesidir. Peki arkaik insandan bin yıl sonraki "uygar" insana ne demeli . Kuşkusuz siz de ben de aynısını düşünürüz. Menfaatimize,estetik yargilarimiza,yaşam tarzimiza,değerler sistemimize,beklentilerimize vs. uygun düşen bir eylem olursa iyi değilse kötüdür. Peki sorarım size uygar insanlar arkaik insanı ahlaki yargılama süreci aynı değil midir aslında ? Vesselam . ece
Bu kitap okura toplumun -aile, dost, sevgili vs. dahildir buna- kendi değer yargıları, beğenileri ve boş kalıp ve inançlarını kabul etmeyenlere yani herkesleşmeyene reva gördüğü korkunç korkunç zalimane muameleyi su götürmez şekilde gözler önüne seriyor.
Not: Kitabın türü korku -gerilim olmamasına rağmen irkilerek okuduğumu da belirtmek isterim. eceece