Keşfedilmemiş BenlikCarl Gustav Jung

·
Okunma
·
Beğeni
·
10.048
Gösterim
Adı:
Keşfedilmemiş Benlik
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
100
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059384254
Kitabın türü:
Çeviri:
Mert Hüseyin Ergül
Yayınevi:
Olympia Yayınları
Baskılar:
Keşfedilmemiş Benlik
Keşfedilmemiş Benlik
Bilinç ve bilinç dışı kavramlarını derinlemesine açıklayan, özellikle modern çağda bilimin gelişmesi ile akla verilen önemin ve bunun yanında bilinçdışı ve metafizik kavramları dışlamak ile çağımızın ve insanlığın karşılaştığı sorunlar ele alınıyor.
Bu sorunları ; Akıl ve inanç çatışması, din ve materyalizm çatışması, Tanrı ve devlet çatışması şeklinde başlıklar ile sunuyor
Pekala bir psikoloji kitabı olan bu eser, kişinin kendini tanımasının bilinçdışı faktörler göz önüne alınmaksızın başarılı olamayacağını açıklıyor ve kısım kısım psikologlara öğüt niteliğinde bilgiler vermekten de geri kalmıyor
Son olarak kitapta ; arkaik insan, yaşama felsefesi, kendini tanıma ve anlamı gibi benliğimizi keşfetmemize yardımcı olacak başlıklar ile yazarın görüşlerini bulacağınızı belirtmek isterim
Okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar...
Eser, Carl Gustav Jung'un 1956 yılında yazdığı makalesinden derlenmiştir. Kitap başlangıçta arkaik insan davranışlarını Jung'un kişisel tecrübeleri ve konu üzerine çalışmaları ile açıklıyor. Kollektif bilinçaltı ve kişilik arketiplerini oluşturan tezlerin hangi psikolojik temeller üzerinden geliştiğini görüyoruz. Jung, Modern insanla, arkaik insanın karşılaştırmalarını ve benzerliklerini objektif bakış açısıyla bizlere sunuyor. Ayrıca Jung eserinde; komünizm, devlet, otoriter devlet, lider, diktatör, din gibi kavram ve sistemlerin birey'in ruhsal gelişimi üzerine etkilerini ifade etmiştir. Tümdengelim yöntemiyle, otorite ve din figürünün bireyin ruhsal durumundaki izdüşümleri açıklanmış. Yazar eserinde sunduğu bilgiler neticesinde insanın kendisini tanıması ve tanımlanması açısından temel ilke olarak kabul edebileceğimiz görüşler belirtmektedir. "Hastalık yoktur hasta vardır" , "İnsan, kesin bir kollektif inancın ifadesidir." gibi önemli tespitlerin yer alması eserin kıymetini arttırmaktadır. Kitapta kullanılan dil genel okuyucu kitlesine hitap eden, gayet anlaşılabilir seviyede tutulmuş. Sadece psikolojiyle ilgilenenlerin değil, günümüz modern toplumunda yaşayan her bireyin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.149 Oy)8.449 beğeni27.089 okunma744 alıntı132.057 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.575 Oy)18.090 beğeni40.992 okunma2.591 alıntı172.256 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.286 Oy)12.833 beğeni32.828 okunma3.087 alıntı137.773 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.809 Oy)8.746 beğeni23.938 okunma1.598 alıntı111.026 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.489 Oy)8.435 beğeni24.878 okunma2.208 alıntı107.288 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.169 Oy)3.681 beğeni12.200 okunma1.108 alıntı49.973 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.718 Oy)6.022 beğeni15.852 okunma2.574 alıntı81.881 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.165 Oy)3.230 beğeni9.852 okunma4.616 alıntı89.494 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.071 Oy)7.632 beğeni21.440 okunma741 alıntı83.622 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.227 Oy)7.553 beğeni20.417 okunma3.635 alıntı121.809 gösterim
Şahsen Freud büyük bir adam. Psikoloji dünyasında tartışmasız bir otorite. Dolayısıyla gölgesi de büyük oluyor. Sanırım hem gölgesinin büyüklüğünden hem de "manevi oğlum" dediği Jung'un kendisini geçmesinden çekindiği için onu uzaklaştırma yolunu seçmesinden değeri epeyce anlaşılmamış sonrasında da büyük zorluklar yaşamış bir kişidir kendisi. Her şeye rağmen kollektif bilinçaltını ve bunu açıklamasıyla yeri bende çok büyüktür.
Psikoloji alanının önemli isimlerinden olan Carl Gustav Jung'ın Keşfedilmemiş Benlik kitabı dili ve konusu itibariyle anlaşılır, akıcı, öğretici, eleştirel, sorgulattırıcı bir kitaptır. Öğretici ve sorgulattırıcı yönüyle insanın kendi benliğini, bilincin, aklın, güdülerimizin, isteklerimizin kötü ve iyinin bilinmesi ve açığa çıkarılması gerektiğini ifade ederken, devlet-birey-otorite-toplum-din arasındaki ilişkileri de eleştirel bir şekilde ortaya koymaktadır. Okunabilir bir kitap. Bu yuzden 9/10.
Arkaik ve modern insan aralarındaki farklılıklar, modern insanın eksiklikleri,es geçtikleri, devlet ve din olgularının insanın bilinç dışına etkileri bir çırpıda aklıma gelenler. Ayrıca günümüz Türkiye' sinin dinamiklerine yorduğum kısımlarda mevcut.
Bu kitap iki bölümden olusuyor. İlk bölümün ismi "Arkaik İnsan" olup çok daha erken bir tarihte yayınlanmıs bir kitaptaki (Ruhunu Arayan Modern İnsan) bir makaledir. İkinci bölümu ise Jung'un 83 yaşında yazdığı "Keşfedilmemis Benlik" isimli kitabı oluşturuyor. Bu da bu kitabın Türk yayıncı tarafından (İlhan Yayınevi) orjinalinin genisletilmiş bir versiyonu olarak düzenlendiği anlamına geliyor. Kitapta Jung insan benliği, din, siyaset gibi konularda düsüncelerini aktarıyor. Ben de kısaca ilgimi çeken noktalara değinmek istiyorum.

Jung'a göre her birey biriciktir ve başka hiçbir şeyle kıyaslanamayacak ve bilinemeyecek bir şeydir. Insan sosyal bir varlık oldugu icin nasıl toplum dısında uzun süre yasayamazsa dünya ötesi bir prensibe (ornegin Tanrı'ya) inanmadığı sürece varoluşunu, ruhsal ve ahlaki özgürlüğünü açıklayabileceği gerçek bir neden bulamaz. Tanrıya baglanmadan dünyanın fiziksel ve ahlaki kışkırtıcılığına direnemez. O yüzden insan her zaman üstün bir güç veya ilkeye inanma ihtiyacı içindedir. Jung'a göre dinin yasaklandığı devletlerde veya diktatörlüklerde liderler dini figürler haline gelir ve onlara tapınılmaya başlanılır. Bu devletlerin dayattığı kölelik bir ibadet biçimi haline gelir. Bunun günümüze en yakın örnegi olarak Kuzey Kore gösterilebilir.


Jung'a göre ilkel insan modern insana göre olaylar hakkında daha çok açıklama ister ve bizim tesadüf dediğimiz şey onun için denetlenemez güçtür. İlkel insan için her şey bu gücün denetimindedir ve her sey tesadüften ibarettir. Bununla kastedilen şey bir gücün tüm olaylara mantıksal bir sebep-sonuç ilişkisine uymayacak bir şekilde yön verdigidir. Eger bir insan kapıdan çıkarken eşiğe takılmışsa bu o günün kendisi için kötü bir gün olacağının işaretidir ve bunun mantıksal hiçbir açıklaması olması gerekmez. Aslında böyle mantık dışı ve batıl görünen düşüncelerin altında deneyimler vardır ve bunlar görmezden gelinmemelidir. İlkel insanı doğanın acımasız düzeninde bu deneyimler hayatta tutmaktadır. Jung'a göre ilkel insan tutucudur. Onun icin doğanın alışıldık düzenindeki uyumu bozan her yenilik uğursuzluk işaretidir. O alıştığı düzenin verdiği bir güvenlik duygusuna sahiptir ve her yeniliği bunu tehdit eden bir unsur olarak görür ve kötü olarak değerlendirdigi her seyi bu yenilikle bağdaştırır. Jung'a göre ilkel insan bizden pek de farklı düşünmez ama o başka varsayımlardan yola çıkar. Mesela o da bizim gibi ahlaklı bir davranışı değerlendirebilir. Onun da iyisi ve kötüsü vardır ama onların ona görünme biçimi bizimkinden farklıdır. Kısacası Jung'a göre ilkel insanın kendi içinde tutarlı bir düşünme bicimi vardır ve o günümüz insanından çok da farklı degildir.

Bu kitabı da Jung'un diğer kitapları gibi oldukca büyük bir zevkle ve faydalanarak okudum. Jung'un şimdiye kadar okudugum her eseri düşünce dünyama büyük katkılar yaptı ve insana bakış açımı etkiledi. O yüzden Jung'a büyük bir hayranlık duyuyorum ve bu kitabını da diğer kitapları gibi siddetle tavsiye ediyorum.
Teoride, nükleer parçalanma gibi cehennem ölçeğindeki deneyleri yapmaktan, sırf tehlikesi yüzünden de olsa, vazgeçmek aklın gücü dahilindedir. Ancak, insanın kendi bağrında değil de daima başkalarının bağrında gördüğü kötülükten korkması
her seferinde mantığına engel olmaktadır, yoksa insan bu silahı kullanmanın canlı yaşamını dünya yüzünden sileceğini zaten biliyor. Evrensel yıkım korkusu bizi bu en kötü felaketten koruyabilir,Ama, dünya çapındaki ruhsal ve politik bölünmeyi
ortadan kaldıracak bir köprü -hidrojen bombasının varlığı kadar etkili bir köprü- bulunmadıkça, bu tehlike kara bir bulut gibi tepemizde asılı kalacaktır. Tüm bölünmelerin ,ve tüm düş­üşmanların ruhun içindeki karşıtların bölünmelerinden kaynaklandığı gerçeği tüm dünyanın bilincine yerleşirse, o zaman
gerçekten nereye saldırmamız~ gerektiğini anlayabiliriz. Ama
eğer ruhumuzdaki -kendi başına hiç·önemli olmayan- en küçük
ve en kişisel kıpırdanmalar bile, şimdiye dek olduğu gibi bilinçdışında
fark edilmeden kalırlarsa, birikmeye devam edecekler
ve aklın gücüyle denetlenemeyen, yararlı bir sonuca kanalize
edilemeyen kitle gruplaşmalarına ve kitle hareketlerine yol
açacaklardır. Bu hareketleri faydalı bir yöne çevirmek için gösterilen
tüm dolaysız çabalar gölge .boksu yapmaktan başka bir
şey değildir . . Bu gölge oyununun en tutkun sevdalıları da dövüşçülerin kendileridir.
İnsan dediğin varlık içindeki "Ben"ini tanısaydı, kendi - kendini idrak etseydi dünyadakı kötülükler 100 - de 50 - i azalardı.Bak işte o zaman insan insan olurdu.
Ve biz hala kendimizde görmek istemediğimiz bütün kötülükleri ve değersizlikleri diğer insana atfetmeye devam ederiz. bu nedenle onu eleştirmemiz ve ona saldırmamız gerekir.
Birey giderek daha fazla toplumun bir fonksiyonu haline gelir. Yaşamının gerçek taşıyıcısı fonksiyonunu giderek daha çok kaybeder.
Düzenli bir şekilde gerçekleşeni gözlemek kolaydır, çünkü ona hazırlıklıyızdır. Bilgi ve hüner ancak olayların düzeninin kavranmaz biçimde denetimsizce bozulduğu durumlarda gerekir.
Anayasal devlet ilkel bir toplum tarzına, yani herkesin bir başkasının veya oligarşinin despot yönetimine boyun eğmek zorunda olduğu ilkel kabile komünizmine dönüşür.
Tanrıya bağlanmayan bir birey dünyanın fiziksel ve ahlaki kışkırtıcılığına kendi kaynakları ile direnemez.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Keşfedilmemiş Benlik
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
100
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059384254
Kitabın türü:
Çeviri:
Mert Hüseyin Ergül
Yayınevi:
Olympia Yayınları
Baskılar:
Keşfedilmemiş Benlik
Keşfedilmemiş Benlik

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları