Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir, olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir.
Gidip heriflerin hayatını kurtarsan bile, bunu, onların hayatını gerçekten kurtarmak için mi, yoksa o iğrenç filmlerdeki gibi, felaket iyi bir avukat olduğun için herkesin sırtını sıvazlayıp seni tebrik etmesi için mi yaptığını nereden bileceksin? Sorun da bu işte; asla bilemeyeceksin.
Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde. Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Kimse de uyarmadı beni. Üste sonunda anlamsız bir oldum. İşte sonum geldi. Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.
Uzun zamandır okuduğum kitaplarla ilgili bir şeyler yazmak gelmiyordu içimden ama bu kitap beni o kadar etkiledi ki bir şeyler yazma isteğime engel olamadım. Bu kitabı şehrin ağrılığının çökmüş olduğu omuzlara, ekrana bakmaktan ışığı sönmüş gözlere, masa başında oturmaktan boyun ağrısı çeken ve daha sayamadığım bu tarz özelliklere sahip olan tüm insanlara tavsiye ederim. Şu an yaşamakta olduğumuz şehir hayatında bize dayatılan ve normal olarak kabullendiğimiz, bazen ne kadar sorgulasak da dışına çıkamayıp çarkın içinde kalmaya devam ettiğimiz hayatlarda yaşamın mucizevi oluşunu unutuyoruz. Birçok insan öyle davrandığı için normal olduğu kabul edilen davranışları yapmaktan geri duramıyoruz. Ha tabii… Yapsak da olmuyor yapmasak da. Ama yine de insanın hayatını değiştirebilmesi kendi elindedir. Büyük işler yaparak büyük değişimlerin yaşanmasını kastetmiyorum. Bazen küçük değişimler de mucizeleri fark ederek büyük değişimler yaşamamıza hatta yaşatmamıza sebep olabilir. Bu yazım tam olarak bir inceleme yazısı olmadı ama kitabın bende hissettirdiklerini buraya aktarmak istedim. Bu sayfayı açtığımda bu yazıyı görerek her günün hatta her anın yaşamın bir mucizesi olduğunu ve ölümün bilinciyle yaşayarak gerçekten yaşamayı keşfedebileceğimizi hatırlamak istiyorum.
Spoiler…
Ve Veronika ölmek istemiyor çünkü hayatının her gününün aynı olmasının aslında kendi bakış açısından kaynaklandığını fark ediyor. Unutma; herkes kendi dünyasında yaşar ve gördüğümüz dünyayız hepimiz.