Simulatte

7/10
·250 syf.··
2021 3. kitabı
·
104 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2021 21:43
• Yeni tarih dergilerinden All About History'nin kapağına şöyle bir bakınca çok popülist olduğu hissini uyandırıyor. Seçilen konular zaten tarih denince herkesin aklına gelen kişiler ve olaylardan ibaret: Büyük İskender, Kral Arthur, Troya, Babil vs. Ancak makalelerin hiçbirisi klişe değildi. • Dergide yer alan yazılar okuyucuya son araştırmalarla genişletilmiş yeni bir bakış sunuyor. Makalelerin her biri dünyanın saygın üniversitelerde görev yapan tarihçiler tarafından ele alınmış ve akademik bilgiler kullanılarak popüler bir dille aktarılmış. • Büyük İskender'in katliamcı yönünü, Çin'deki Hristiyan misyonerlerin imparatorluğun yıkılışına etkisini, Troya Atı ve Babil'in Asma Bahçeleri'nin kaynaklardaki yerini, Kral Arthur mitinin nereden doğduğunu, Attila ve ordusunu yok etme imkanı varken bunu yapmayan Roma komutanını, Rusya ve Çin arasındaki görmezden gelinen Soğuk Savaş'ı, Sherlock Holmes'a ilham kaynağı olan dedektifi, Kızılderili lideri Oturan Boğa'nın şamanik bir transa geçme sonucu ABD süvarilerini yeneceğini gördüğünü bu dergiden öğrendim. • Ben yanında verilen takvim sebebiyle almıştım, içeriği de beğendim. Ancak siyasi tarih ağırlıklı bir dergi diyebilirim. Kültür-sanat içerikleri ve derinlik bağlamında Atlas Tarih daha iyi.
Tarih
All About History Türkiye - Sayı 2 (Ocak-Şubat 2021)All About History Türkiye · Doğan Burda Dergi Yayıncılık · 2021137 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·172 syf.··
2021 1. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2021 20:41
• Dinler tarihçisi Mircea Eliade bu kitapta gizli cemiyetlerin, gizemcilik merakının, cadılık, büyücülük gibi dışlanan ritüellerin, toplu trans ayinlerinin kökenini irdeliyor. Yani tüm bunlar hangi sebeple ortaya çıkıyor ve neden destek buluyor? Eliade'nin fikrine göre hâkim gücün ve dinin egemenliğinden, her yeri kuşatmasından, katı kurallarından bir kaçış psikolojisi bu. Ona başkaldırının yolları. • Okumak isteyenlere şu uyarıyı yapmalıyım: Kitap, başlığında kullandığı konuların tarihini incelemiyor. Yani okültizm veya büyücülükle ilgili detay bilgiler yok. Ama tabii ki nedenler incelenirken bazı tarihsel detaylara da inildiği oluyor. • Ben özellikle Avrupa büyücülüğü ile ilgili kısmı ve 19. yüzyılın edebiyat-sanat dünyasında da oldukça ilgi gösterilen okültizm bölümünü okurken çok keyif aldım. Orta Çağ'ın marjinalleri, sistem karşıtları, gizli toplulukları cadı diye yakılıyorlardı. İronik olan şu ki bu tip gizemci cemiyetlere dahil olmak, okültist konulara ilgi duymak 19.yüzyılda entelektüel bir eylem olmuştu. Katolik ahlakından ve kurallarından kaçan şair, yazar, ressam bir çok kişi ilgisini bu alanlara yöneltiyordu. • Kitabın "Ruh-Tin-Işık-Tohum" isimli son bölümü ise kültürlerde ve dinlerde ruhun, ışığın ve onlardan doğan tohumun (spermin) dinsel, kültürel anlamını ortaya koyuyor. (Bu bölümde Güney Amerika'daki ayahusha ayinlerini de ele alıyor). Mircea Eliade, akıcı diliyle bu zor alanları bile zihinsel bir çözüme kavuşturuyor. "Köylü kadınları cadı olmaya iten şey basitçe cinsel arzu değildi. Cinsellikle ilintili tabuları yıkarak ve 'şeytani' orjilere katılarak bir şekilde kendi koşullarını değiştirebileceklerine duydukları muğlak umuttu."
Okültizm, Büyücülük ve Kültürel ModalarMircea Eliade · Doğu Batı Yayınları · 2017163 okunma
7/10
·143 syf.··
2020 27. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2020 15:43
• Jung, bir psikanalistten öte 20.yüzyıl düşünce dünyasını etkileyen çok önemli bir isim. Fikirleri psikolojiden teolojiye, mitolojiden edebiyata çok geniş bir alanda etki bırakmıştır. Kolektif bilinçdışı, arketip, içedönüklük, anima ve animus kendisinin ürettiği ve kabul gören psikolojik kavramlardır. • Jung'a göre kişisel bilinçdışımızdan farklı olarak bir de nesilden nesile aktarılan tür olarak insanın hafızasında sakladığı bir bilinç kaynağı daha vardır. Kolektif bilinçdışı denilen bu kaynak insanların ortak korkularını, arzularını, heyecanlarını barındırır ve içerisinde taslak şeklinde imgeler vardır. Jung işte bu imgelere arketip diyor. Farklı konularla ilgili kolektif bilinçdışımızda yer alan bu arketipler psikolojimizin görünmeyen itici unsurudur. İçerisini doldurduğumuz, eğip büktüğümüz bu imgelerin derinine indikçe hep belirli kavramların etrafında buluruz kendimizi. Arketiplerin ipuçlarını en iyi masallarda, mitolojilerde, dinlerde ve rüyalarda bulabiliriz. • Kitapta Jung'un belirlediği dört arketip ele alınıyor: Anne, yeniden doğuş, ruh ve hilebaz. Kitap bölüm bölüm çok tatmin edici olsa da bütünsel anlamda okunması oldukça zor bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Freud'un o açıklayıcılığı ve ikna ediciliği öğrencisi Jung'da pek yok. Bazen konuya damdan düşer gibi başlıyor, bunun haricinde dili de çok üst düzey sayılmaz (Belki çeviri kaynaklıdır). Ancak psikanalizin temel yapıtlarından biri olduğu için konuyla ilgilenenlere tavsiye edebilirim. • Bu kitabın öncülü Freud'un Totem ve Tabu isimli eseri dersek ardılı da Joseph Campbell'ın Kahramanın Sonsuz Yolculuğu isimli eseridir. Campbell, Jung'un temellendirdiği fikri daha ilgi çekici bir noktaya çekiyordu. Bu 3 kitap içerisinde en sevdiğim de onunki oldu. "Bilincin, diğer bir deyişle kişiliğin
Psikoloji
Dört ArketipCarl Gustav Jung · Metis Yayınları · 20262,684 okunma
9/10
·189 syf.··
2020 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2020 23:40
• Psikolojik gerilim türündeki kitap, ilişkisini bitirmeyi düşünen bir kadın karakterin bakış açısından bize anlatılıyor. Erkek arkadaşının anne babasının evine yemeğe giderlerken arabada başlayan diyaloglar, yemek anında ve dönüş yolunda devam ediyor ancak her sayfada tırmanan bir gerilim ve gizemin içeriğe hakim olduğunu söyleyebiliriz. Bir ilişki sorgulaması gibi başlayıp aile, çocukluk, kariyer, yalnızlık konularına temas eden hikayede bolca entelektüel diyalog, psikolojik tahliller, felsefi sorgulamalar var. Kitaptaki gerilimin okuyucuya gittikçe yaklaşan bir karabasan hissiyatı verdiğini söyleyebilirim. • Kitabın Netflix uyarlaması filminde müzikal bazı bölümler vardı, o sahneler bana göre filmin etkisini, gerilimini azaltmıştı. Bu tip şeyler kitapta yok, gerilim daha ön planda. Ama en etkileyici sahnelerden biri olan kadının okuduğu şiirli sahne de kitapta yoktu ve yemek sahnesi kesinlikle filminde daha iyiydi. Renkler, oyunculuklar, yönetmen Kaufman'ın yaratıcı dokunuşları da filmin güzel yanları. Yani kitabı da filmi de insanda ayrı ayrı hissiyatlar oluşturabiliyor. Kişiye göre değişebilecek bir durum bu. Ama ilginizi çeken bir konuysa kesinlikle önce kitabını okuyun, çünkü filmini izledikten sonra kitabının etkisini azaltacak türde bir içeriğe sahip. • Son olarak şunu söylemek istiyorum; "Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum" adından da anlaşılacağı üzere depresif bir kitap/film. Psikolojik anlamda insanı üzen tespitleri var çünkü yalnızlık, hayatın anlamsızlığı, aile, ilişkiler herkesin kafasını kurcalayan konular ama ben bu tip kitapların insanı güçlendiren bir yönü olduğuna da inanıyorum. Depresif filmler, kitaplar beni her zaman daha dibe çekmiyor; bazen kurguda olanları deneyimlemek insanda terapi etkisi yapıyor. Umarım sizin için de böyle oluyordur. • •
Edebiyat
Her Şeyi Bitirmeyi DüşünüyorumIain Reid · Hep Kitap · 20161,458 okunma
Algı Kapıları
7/10
·80 syf.··
2020 22. kitabı
• William Blake, kafası çok değişik çalışan, bazen hayal ve gerçeği birbirine karıştıran, döneminde tam anlaşılamamış bir sanatçı. Cennet ve Cehennemin Evliliği kitabını okurken de bazı şeyleri anlamakta zorlandım ama büyük ihtimalle tamamını sadece o anlayabilirdi. Okuyucuları Blake'in yazdıklarından kendi zihinlerine damıtabilecekleri şeyleri alabilir gibi sadece. • Kitaptaki fikirlerini şöyle özetleyebiliriz: Ruh ve beden diye iki kavram yoktur, bedenin duyuları ruhun kapılarıdır. Enerji tek gerçekliktir ve sonsuz hazdır. Ama duruma göre yüzleşilmesi gereken sonsuz cehennem de olabilir. • Aldous Huxley, kitabının ismi olan Algı Kapıları (The Doors of Perception) tabirini Blake'in bu kitabında geçen bir dizeden almış: "Eğer algı kapıları temizlenseydi her şey insana, olduğu gibi görünürdü: Sonsuz." Huxley, Algı Kapıları kitabında deneysel amaçla meskalin adlı bir uyuşturucu kullanarak varoluşa ve insan zihnine dair tespitler yapıyordu. Bu tespitlerinden biri şuydu: Zihnimizin algılayabildiğinin ötesinde bir şeyler var ve oradaki bilinçten bazen bir şeyler sızar. Algı kapıları açık olan şamanlar, din adamları, filozoflar, sanatçılar bu sızıntıdan faydalanabilen kişilerdir. Normal insanlar zihinlerindeki kalıplar ve yargılar nedeniyle asla bu düzeyde bir trans hali yaşayamamaktadır. Algı Kapıları kitabinin bölümlerinden biri olan Cennet ve Cehennem makalesinde ise bu trans halinin insana dünyada cenneti ve cehennemi yaşatabileceğini söyler. Huxley'in uyuşturucu kullanarak ulaşabildiği bu algı düzeyine William Blake sadece sanatçı olduğu için ulaşabilmişti. • Blake, Milton'ın Kayıp Cennet kitabından etkilenmişti. Huxley, Blake'in Cennet ve Cehennemin Evliliği kitabından etkilendi. Huxley'in The Doors of Perception kitabından etkilenen ise bir rock grubuydu. The
Cennet ve Cehennemin EvliliğiWilliam Blake · Bordo Siyah Yayınları · 20041,748 okunma