• PKD'nin okuduğum ikinci kitabı. İlk kitap Ubik'ti ve yazarın hayalgücüne hayran kalmıştım. Gökteki Göz'de de aynı tarzın parçaları var ama maalesef bütün olarak çok sevemedim.
• Kitap bir kaza sonucu 8 karakterin birbirlerinin gerçeklik algılarına hapsolmaları ve oradan kurtulma çabalarını anlatıyor. Inception'a benzeyen parçalar var: Kişilerin bilinç evrenlerinin rüya gibi dizayn edilmesi, oradaki kuralların bu doğrultuda esneyebilmesi, gerçek evrene göre zaman kavramının daha yavaş akması gibi.
• Temelde "kimsenin ne düşündüğünü tam olarak bilemeyiz, her birimiz kendi gerçekliğimizi kurgularız" ekseninde ilerliyor. Tabii ki Soğuk Savaş dönemindeki komünizm paranoyasının da kurgu üzerinde büyük payı var gibi duruyor.
• PKD'nin erken dönem kitaplarından olduğu bilinciyle konu gidişatındaki çalakalem tutum görmezden gelinirse sıkılmadan okunabilir.
Not: Kitap isminin kitabın geneliyle bir ilgisi yok, buna da pek anlam veremedim.
• Richard Feynman sadece fiziğe yaptığı katkılarla değil, konusunu fizikçi olmayanlara da aktarabilme yeteneğiyle ünlü biri. Bu kitap, birbirinden kopuk olan fizik yasalarını zihnimde birbirlerine bağlayabilmemi sağladı.
• Kitap, Feynman'ın bir üniversitede verdiği konferansın metne dönüştürülmüş halidir. Kütleçekim yasası ile başlayıp kuantumla bitiriyor ve en son fiziğin gidebileceği noktaları işaret ediyor. Ancak derinlemesine bir kitap olmadığını belirteyim.
• Kitabın benim için en önemli yanı şu oldu: Matematigin ve fiziğin yöntemleri sorgulanamaz değildir. Feynman, bilim fetişizmi yapmak yerine onun açıklarını da gösteriyor. Bilimde felsefeye ve düşünme metodlarına duyduğumuz ihtiyacı açık ediyor.
• Sözel bir branştan olup da fizikle ilgili şeyler okumanızı anlamayan kişilere Feynman'ın şu sözlerini atabilirsiniz:
"Dinsel bir mecaz yaparsak hangi uç Tanrı'ya daha yakındır? Güzellik ve umut mu, yoksa temel yasalar mı? Söylenmesi gerekenin şu olduğunu sanıyorum: Varlığın iç içe geçmiş bağlantılarının tümüne bakmamız gerekir. Bütün bilimler, bütün entelektüel kökenli çabalar, hiyerarşik basamaklar arasındaki bağlantıları bulmaya; güzellikle tarih, tarihle psikoloji, psikolojiyle beynin işlevleri, beyinle sinirsel uyarılar, sinirsel uyarılarla kimya arasında bağlantı kurmaya yönelik çabalardır. /.../ İki uçtan birinin Tanrı'ya daha yakın olduğunu sanmıyorum. İskelenin yalnızca o ucunda yürüyüp olan bitenleri tam olarak anlamaya çalışmak yanlıştır. Kötülük, güzellik ve umuttan yana veya temel yasalardan yana olmak; bütün dünyayı derinliğine kavramanın yalnız o yolla olacağını ummak doğru değildir. Bir uçta uzmanlaşanın öbür uçta uzmanlaşanı önemsememesi akla uygun değildir. Bu iki ucun arasında çalışan büyük kütle sürekli olarak, bir adımı diğeri ile birleştirerek