De Profundis latince "derinlik" demektir. Eski Ahit'te bir bölüm ve Katolik cenaze ayinlerinde bir ilahi bu sözle başlar ("Derinliklerden sana sesleniyorum ya Rab"). Oscar Wilde eşcinsellik suçlamasıyla hapse girmiştir ve kariyerini, parasını bitirdikten sonra kendisini hapse sürükleyen, sonra hiç arayıp sormayan sevgilisi Lord Alfred Douglas'a hapishanenin 'derinliklerinden' hitap etmiştir. Oscar Wilde'ın suçlamalarını, pişmanlıklarını, acılarını, düşüncelerini tüm çıplaklığıyla ortaya koyan bu uzun mektup hiçbir zaman Alfred'in eline geçmemiş ancak Wilde'ın ölümünden sonra içerisindeki yoğun edebi bölümlerin etkisiyle basılmıştır.
Özellikle suçlama kısımları okuyucuyu biraz sıkıyor ama sanat ve edebiyatla ilgili bölümler keyifli. Zirvede olan bir ismin bir kişiye zaafı yüzünden hayatının tepetaklak oluşuna şahitlik etmek ise insanı 'derin'den etkiliyor.
Önümde uzayıp giden geçmişimdir. Geçmişime farklı gözlerle bakmak, dünyanın ona farklı gözlerle bakmasını sağlamak, Tanrı'nın ona farklı gözlerle bakmasını sağlamak zorundayım. Geçmişimi görmezden gelerek yapamam bunu; ya da hafife alarak, ya da yücelterek, ya da yadsıyarak. Onu yaşamımın, kişiliğimin geçirdiği evrimin
kaçınılmaz bir parçası olarak kabullenmekle tam yapılabilir bu ancak; acısını çektiğim her şeyi onaylamamla.
Bu alıntı Can Yayınları'nda daha farklı.·Kitabı okudu
Tanrı'nın gözünde geçmiş, şimdi ve gelecek bir tek andır; Tanrı'nın gözünde yaşamaya çalışmalıyız. Zaman ve mekân, ardıllık ve uzanım, düşüncenin rastlantısal koşullarından başka bir şey değildir. Hayal gücü hepsini aşıp ideal varoluşlar dünyasında serbestçe hareket edebilir, nesneler de özünde biz ne olmalarını istiyorsak, odur.
Sözcüğün bir anlamında, tabii ki Yunanlı kâhinin de dediği gibi insan kendini bilmelidir. Bilginin ilk aşaması budur. Ama bilgeliğin ulaşabileceği en üst aşama, insan ruhunun bilinmez olduğunun kavranmasıdır. Son bilinmez, insanın kendisidir. İnsan güneşi teraziye koyup tarttıktan, ayı adım adım ölçtükten sonra bile, geriye kendisi kalır.
Metafiziğe duyduğum gerçek ilgi pek az, ahlaka ise tümüyle sıfır. Ama Platon'un ve Hz. İsa'nın her sözü, doğrudan sanat dünyasına aktarılabilir ve orada tam ifadesini bulur.